Değerli Ziyaretçimiz ! Tüm Derslerle İlgili Konu Anlatımlarını, Ders Notlarını, Yazılıları, Testleri, Slaytları, Sunumları, Videoları ve Her Türdeki Dökümanı Sizlere Ücretsiz Olarak Sunmaktayız.Bu Kaynaklardan Sorunsuzca,Özgürce Yararlanabilmek İçin {BURAYA TIKLAYARAK ÜYE} Olmanız Gerekmektedir! Üye Olmadan da Bize Kolayca Ulaşıp Mesaj Yollayabilirsiniz {TIKLAYINIZ}    
DersKaynak.Com / Tüm Derslerde Tam Destek !  

Anasayfa Kimler Online Yeni Mesajlar Konularım Bugünkü Mesajlar Site Map
Geri git   DersKaynak.Com / Tüm Derslerde Tam Destek ! > Fizik > Fizik Dersleri
Facebook Facebook

Yeni Konu aç  Cevapla
Seçenekler Stil
Okunmamış 09.12.10, 22:40 #1 (Konu Linki)
Üye

leader - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: leader isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 08.12.10
Konular: 22
Mesajlar: 51
Teşekkür Etmiş: 2
Teşekkür Almış: 7
Iccon20(10) fizik çalışma kağıdı bakmadan geçmeee .... fizik çalışma kağıdı    bakmadan geçmeee ....

Bu ünitede, katılar maddeleri belli bir oranda büyüttüğümüz de kesit alanları, yüzey alanları ve hacimlerinin kaç kat büyüdüğünü hesaplayacağız. Canlıların çeşitli özellik ve ihtiyaçları ile bu değerler arasında nasıl bir ilişki olduğunu, sıvılarda adezyon, kohezyon, yüzey gerilimini ve kılcallık olaylarını tanıyacak, güncel olaylarla ilişkilerini kuracağız. Bir gaz olarak atmosferin nasıl oluştuğunu birlikte açıklayacağız. Soğuk ve sıcak plazmayı günlük yaşamdan örneklerle tanımlayacağız.
Bazı filmlerde insandan büyük karıncalar veya örümcekler görebiliyoruz. On katlı bina büyüklüğünde goril görebiliyor, devlerin ne kadar güçlü olduklarını masallardan okuyoruz. Jonathan Swift’in yazmış olduğu; Güliver’in Gezileri masalında sözü edilen küçük insanlar ve devler acaba masalda davrandıkları gibi davranabilirler mi? Bunlar bilimsel olarak doğru olabilir mi? Acaba eski zamanlarda böyle canlılar var mıydı? Veya gelecekte olabilir mi?
Yukarıda yaptığımız basit bir takım işlemlerin, bu sorulara cevap oluşturacaklarını beklide hiç düşünmemiştiniz.
Düşsel gezginci Lemuel Gulliver, tüm insanları, hayvanları, ağaçları ve otları dünyamızdakine benzeyen, yalnız dünyamızdakinden ortalama 10 kez daha küçük olan Lilliput krallığı denen ülkede oldukça hareketli bir süre geçirmiştir. Lilliputların boyları ortalama olarak 20 cm ( kitaba göre 15 cm ) ve aynen bizim yapımızdadır. Gulliver, insanları tamamen bize benzeyen, fakat 10 kez daha uzun olan devler ülkesi Brobdingnag’ı da ziyaret etti. Swift’in anlattığı gibi her iki krallıktaki hayat bizimkinin aynıydı ( on sekizinci yüzyıl ). Yazarın insanların davranışlarına ilişkin yorumu bugün bile okunmaya değer. Fakat bu boyuttaki insanların onun anlattığı gibi olmayacağını göreceğiz.
DAYANAKLILIK & KESİT ALANI/HACİM İLİŞKİSİ Alan ve hacim kavramları arasındaki ilişki hayatımızda büyük rol oynar. Bir cismin dayanıklılığı kesit alanı ile ilgilidir. Mesela bir tel spagetti makarna bir deste spagetti makarnaya göre kırılmaya karşı daha az dayanıklıdır. Daha az kesit alanı daha az dayanıklılık demektir. Yüzey alanı, bir cismin veya canlının çevreyle alışverişini sağlar. Hacim ise kütleyle ilgilidir. Aynı özkütleye sahip olmak şartıyla daha büyük hacme sahip cisimler küçük hacimlilere nispeten daha fazla kütleye sahiptirler. Peki acaba sabit özkütleli bir cismin boyutları belirli oranlarda artırılırsa bunların sonucunda yüzey alanı ve hacim birlikte nasıl etkilenir ve bunun hayata yansıyan sonuçları ne olur? Belli oranda canlılar büyütülürse canlıların özellikleri ve ihtiyaçları nasıl değişir? Bu yazımızda bunlara cevap arayacağız. Bir cisim belli oranda büyütülürse, alanı büyütme oranının karesiyle hacmi ise küpüyle orantılı olacak şekilde büyür. Buna kare-küp kanunu da denir. Bunu ilk defa Galileo keşfedip bazı olayları açıklamaya çalışmıştır. Bu oran alan-hacim oranı şeklinde de ifade edilir. Bazen yüzey alanı hacim oranı bazen de kesit alanı hacim oranı Dayanıklılık şeklinde ifade edilerek kullanılır.
Küçük cisimlerin birim kütlesine düşen yüzey alanı, büyük cisimlere göre daha fazladır. Aynı kütlede olmalarına rağmen daha fazla yüzey alanı küçüğün büyükten farkıdır. Aynı hacme sahip geometrik cisimler içerisinde en küçük yüzey alanına veya en düşük
oranına küre sahiptir. Su molekülleri bir yaprak üzerinde yüzey gerilimi yardımıyla küre şeklinde kalmayı ve bu düşük değerini korumak ister.Bir parça kömürü ateşe atınca sıradan bir şekilde yanarsa, aynı kömür toz halinde ateşe konursa patlar. Bir kimyasalın daha az parçası daha çabuk reaksiyona girer. Düz hamburgerler aynı kütledeki köfteye göre daha hızlı pişer. Çünkü yüzey alanı genişletilmiştir. Büyük yağmur damlaları küçük damlalara göre daha hızlı düşer. Küçük damlalara etkiyen sürtünme daha etkindir. Küçük canlılar daha büyük e sahip olduğu için daha büyük oranda hava sürtünmesinden faydalanırlar ve bundan dolayı çok zarar görmezler. oranı yüksek binalar içinde kullanılan malzemeye göre kat sayısına belli sınırlar koyar. Çünkü kat sayısı arttıkça malzeme yükü taşıyamaz hale gelir. Dolaysıyla 2 katlı bir binayı taş, tuğla, tahta ve kerpiçten yapabilirsiniz ama iş bir gökdelen yapmaya gelince yapı malzemesinin daha güçlüsünden seçilmesi gerekir.
Örnek etkinlik:
Kesit Alanı
Hacim
l uzunlukta r yarıçaplı boru
Π.r2
l Πr2
1/l
2l uzunlukta 2r yarıçaplı boru
4.Π.r2
8 lΠr2
1/2l
3l uzunlukta 3r yarıçaplı boru
9.Π.r2
27l Πr2
1/3l
4l uzunlukta 4r yarıçaplı boru
16.Π.r2
64l Πr2
1/4l
Kesit Alanı
Yarıçap
Hacim
Yarıçap
Dayanıklılık
Yarıçap
 Karıncalar gerçekte süper kuvvetli canlılar mı?
o Bir karınca kendi ağırlığına eşit ağırlıkta bir buğday tanesini rahatlıkla taşıyabilir mi?
o Evet
o Bir insan bunu yapabilir mi?
o Çok zor
o Karıncayı bizim kadar büyütürsek bir kamyonu kaldırabilir mi?
 İşte burada biraz duraklayalım.
 Filmlerdeki dev karancılar gerçekte olabilir mi? Yoksa beyaz perde bilimsel çalışmıyor mu?
King Kong gerçek olabilir mi?
Biraz bilimsel çalışalım
 King kong gerçekse ayakları vücudunun ağırlığını taşımalıdır.
 Önce dayanıklılığı tanımlayalım
 Kesit alanının hacme oranı dayanıklılıktır.
 Öyleyse hayvan normalken ki dayanıklılığı ile büyüdüğündeki dayanıklılığı aynı olmalıdır.
 Yoksa ayakları vücudunu taşıyamaz.
Modelleme
 Bunun için hayvanımızı küp şeklinde düşünelim.
 Hayvanımız boyutları 1m olan bir küp olsun
 Yükseklik= 1m; Genişlik = 1m; Boy = 1m
 Hacim = 1m3 olur Kesit alan = 1×1 = 1m2 olur. Dayanıklılık =kesit alanı/hacim
 =1/1 =1 olur
Şimdi iki kat büyütelim
 Yükseklik= 2m; Genişlik = 2m; Boy = 2m
 Hacim = 8m3 olur Kesit alan = 2×2 =4m2 olur. Dayanıklılık =4/
8 =0,5 olur
Gördünüz mü?
 Hayvanı iki kat büyüttüğümüzde dayanıklılığı yarıya düştü.
 Yani hayvanın bacakları vücudunu taşıyamaz
 Gördünüz mü beyaz perde aldatıyor.
Yüzey alanı hacim oranı
 oranı olarak ta bilinir. Küçük bir cismin bu oranı aynı cismin daha büyüğüne göre daha büyüktür.
Anlamadım!!!!!!!
 YA =6m2
 H = 1m3


 YA =24m2
 H = 8m3
 YA/H =3

 Gördünüz mü YA/H büyük cisim için daha küçük çıktı.
Üç soru
 Canlılarda ve binalarda ısı yayma hangi büyüklükle ilgilidir?
 Hücrelerin büyümelerini sınırlandıran şey nedir?
 Binanızı hangi şekilde yaparsanız daha az ısı kaybedersiniz? (En küçük yüzey alanı)
Üç cevap
 Hücrelerde hacim büyümesi yüzey alanı büyümesinden daha hızlıdır. Hücreler yüzeyden difüzyonla madde alarak büyür, büyür ama hacim büyümesini karşılayacak büyüklükte alan büyümesi gerçekleşmez. Bu hücre büyümesine doğal bir sınır koyar. Hücreler bölünür hayat devam eder.
 Canlılarda ve binalarda ısı yayma hangi büyüklükle ilgilidir? Fillerdeki düşük YA:H oranından dolayı büyük kulaklara sahiptir. Büyük kulaklar daha iyi bir duyma için değil, sıcak iklimde daha hızlı serinleme içindir.
Yüzey Gerilimi
 Suda yüzen bir kayık su üzerinde suyun kaldırma kuvveti tarafından dengelenir. Fakat su üzerinde yüzen bir yaprağın dengede kalması kaldırma kuvvetinden dolayı değildir. Suyun üzerine dikkatlice koyduğunuz bir toplu iğne de aynı şekilde su üzerinde yüzmesi kaldırma kuvvetinden değildir. Bunlar, yüzey gerilimi kuvvetinin bir sonucudur. Yüzey gerilimi, sıvıların yüzeyinin bir sıçrama brandası gibi davranmasını sağlayan bir özelliktir.
Su üzerinde dengede duran bir toplu iğnenin kesiti aşağıdaki şekildeki gibi olsun. Toplu iğne ağırlığından dolayı su yüzeyini şekildeki gibi gerer. Gerilen yüzeyin oluşturduğu kuvvetlerin düşey bileşenleri iğnenin ağrılığına eşit olduğundan iğne dengede kalır. Yüzey geriliminin sebebi nedir? Bu kuvvetin kaynağı temel olarak su moleküllerini bir arada tutan moleküller arası çekici kuvvetlerdir. Suyun içinde olan moleküller her yönden komşu moleküllerle kuşatıldıkları için, üzerlerine etkiyen toplam kuvvet sıfırdır. Buna karşın, yüzeydeki moleküllerin sadece bir tarafı diğer su molekülleriyle çevrili olduğu için, bunlar içeriye doğru net bir kuvvetle çekilirler. Bu durum yüzeyde bir gerilme oluşturup yüzeyin minimum olmasını sağlar. Hacimleri eşit birçok geometrik şekil içinde yüzey alanı en az olan küredir. Su damlalarının küresel bir şekil alması da yüzey geriliminin en az yüzey oluşturacak şekilde molekülleri hareket ettirmesidir.
Atmosferin yapısı nasıldır? Nasıl oluşmuştur? Atmosferin kalınlığı iki faktörün etkileşimine bağlıdır. Hava moleküllerinin kinetik enerjisi ve yerçekimi. Nasıl?
Güneş veya Yerçekimi olmasaydı atmosferdeki değişim hayatımızı nasıl etkilerdi?
Adezyon ve Kohezyon kuvvetleri
“Asemtotik özgürlük” kavramı Kuarklar için geçerlidir. Baryonları oluşturan Kuark adı verilmiş olan parçacıklar serbest halde görülmüyorlar. Bu durumu açıklamak için ileri sürülen “Asemtotik özgürlük” kavramına göre iki adet Kuark parçacığını birbirlerinden uzaklaştırmaya çalıştıkça aralarındaki çekim kuvveti artmaktadır. Yani hayali bir yay ile bağlı gibidirler. Eğer bir parçacığın içinde bulunuyorlarsa serbest parçacıklar gibi davranırlar. Ancak hayali yay onların serbest olarak gözlenmelerini önler.
Bu durumu klasik fizikte (makro düzeyde) gözlenen Adezyon ve Kohezyon kuvvetlerine benzetebiliriz. Adezyon, bir sıvının (örneğin suyun veya yoğun bir sıvının) cama yapışması durumunda etkin olan kuvvettir. Çay içerken bardağı kaldırdığınızda küçük çay tabağının da birlikte kalktığına çok kere şahit olmuşuzdur. İşte iki cam tabakayı birbirlerine yapıştıran, suyun özelliği olan Adezyon kuvvetidir.
Kohezyon kuvveti ise suyun veya yoğun bir sıvının moleküllerini bir arada tutan kuvvettir. Bir musluktan su damlarken önce küçük bir damla oluştuğunu, sonra damlanın büyüyüp aşağı doğru uzadığını ve nihayet musluktan kopup bağımsız halde, fakat yine de bir bütün olarak yere doğru düştüğünü gözlemişizdir. Yukarıdaki resimde bu üç ayrı durum görülüyor.
Yukarıdaki resimde, ortadaki görüntü üzerinde biraz duralım. Damlanın nasıl da musluktan ayrılmamak için direndiğini, nasıl da yerçekimi kuvvetine karşı koymaya çalıştığını görüyoruz. Uzamış olan boyun kısmında moleküller-arası uzaklık diğer bölgelere göre daha fazladır. Bu durum Alan kavramı başlıklı yazımdaki tepe görüntüsüne benzer.
Örgü-alan yaklaşımında ise aynı durumu düğümler-arası aralığın artışı olarak yorumlamak mümkündür. Asemtotik özgürlük sınırlaması çerçevesinde noktalar (düğümler) arası açıldıkça aralarındaki çekim kuvveti artar. Bu artış deneysel olarak da kanıtlanmış bir durumdur.
Adezyon veya eşdeğer olarak kohezyon kuvvetini deneysel olarak ölçmek için şöyle bir deney yapılmıştır. Yatay duran geniş bir cam yüzeyin altına değişik boyda küçük cam yüzeyler su ile tutturulmuştur. Suyun adezyon kuvveti sayesinde küçük cam levhalar düşmeden yüzeye yapışmışlardır. Daha sonra küçük cam levhalara belirli ağırlıklar yapıştırılmış ve hangi ağırlıkta büyük cam yüzeyden ayrılıp düştükleri saptanmıştır. Böylece yüzey alanı ile adezyon (kohezyon) kuvveti arasında bir ilişki bulunmuştur.
Aradaki sıvı tabakanın her örnekte aynı kalınlıkta olduğunu kabul edersek, sıvının hacımı camın yüzey alanı ile doğru orantılı, dolayısıyla, aynı zamanda, sıvıda bulunan molekül sayısı ile de doğru orantılıdır. Ne kadar fazla su molekülü varsa o kadar fazla adezyon kuvveti oluşmaktadır. Şu halde yer çekim kuvveti ölçüldüğünde adezyon kuvveti de ölçülmüş olur.
Bulunan sonuca göre adezyon kuvveti artan yüzeyle doğru orantılı olarak artmamakta, alanın karesini içeren kareli (çizgisel olmayan) bir yapı göstermektedir. Yani, molekül sayısı arttıkça moleküller-arası çekim kuvveti (kohezyon kuvveti) molekül sayısı ile doğru orantılı olarak artmamaktadır.
Atmosferin Yapısı
Atmosfer, dünyamızı çevreleyen, güneşten gelen enerjinin hızlı bir şekilde uzaya geri dönmesini önleyen ve canlılar için yaşamsal önem taşıyan gaz kütlesine denir. Yerçekimi kuvveti sayesinde Dünya etrafında tutulmaktadır.
Atmosferde birçok gaz vardır. Başlıcaları; azot, oksijen, argon, karbondioksit, metan, su buharıdır. Atmosferdeki en fazla gaz azottur.
Atmosferi Oluşturan Tabakalar
Atmosfer birbirinden farklı kimyasal özelliklere ve değişik sıcaklık profiline sahip çeşitli tabakalardan oluşmaktadır. Atmosferi oluşturan gazlar ise deniz seviyesinden itibaren yaklaşık 1.000 km yukarıya kadar uzanmaktadır. Atmosferin yüzde 99 u 30 km lik bir yükseklikte bulunur. Atmosfer tüm hava dolaşımı, bulutlar ve fırtınalar, kısacası meteorolojik olayların hepsi troposferde, yani en çok 8-13 km’ler arasında olur. Atmosferin sıcaklığının yüksekliğe bağlı değişimi aşağıdaki grafikte verilmiştir.
Deniz seviyesinden yukarıya doğru bir hava sütunu düşünelim. Alt kısımlarda hava daha yoğun ve sıcaklık daha fazladır. Yukarı çıkıldıkça havanın yoğunluğu, sıcaklığı ve basıncı azalır. Yoğunluğun belli bir yüksekliğe kadar değişimi aşağıdaki grafikte verilmiştir.
Suyun kaynama noktasının yüksekliğe bağlı değişimi
Dünyamıza gelen güneş enerjisi Güneşten gelen enerjinin belli bir kısmı yeryüzüne ulaşır. Bu enerji atmosferdeki gazların kinetik enerjisini artırır. Dolayısıyla sıcaklık elde edilir. Güneşten gelen enerji ile hızları artan moleküller aslında uzaya dağılmaları gerekirken yerçekimi kuvveti buna engel olmaktadır. Yer küremiz çok şükür ki atmosferi etrafında tutabilecek kadar bir çekim kuvvetine sahiptir. Eğer bu kuvvet olmasaydı Dünyamız da Ay gibi atmosfersiz olacaktı. Dünyamız bir harika yaratılmıştır. Hem atmosfere sahip olması, hem atmosferdeki gazların oranı, hem atmosfere uygulanan yerçekimi kuvvetinin ne az ne çok olması, hem uzaydan gelen zararlı ışınları süzmesi, hem yağmur, fırtına, rüzgâr gibi hava olaylarının meydana gelmesine elverişli olması, hem bize uyguladığı basınç kuvvetinin ne az ne çok olması, hem gündüz güneşi, gece yıldızları görebileceğimiz kalınlıkta ve yoğunlukta olması. Plazma Nedir?
Langmiur yaklaşık yüzyıl önce iyonize olmuş gaza “plazma adını” vermiştir. Plazma maddenin 4. hali olarak kabul edilir ve pozitif ve negatif yüklü parçacıkların birlikteki hareketlerinin tamamıdır. (Elektronlarını yitirmiş atom çekirdekleriyle serbest kalmış elektronlardan oluşan gaza verilen isim) Günümüzde henüz plazma fiziği hakkında çok az şey bilinmektedir. Bugüne kadar plazma dalında sadece bir kişinin Nobel Ödülü alması da bunun göstergesidir. Fakat her yüklü parçacığın bulunduğu iyonize olmuş sistemlere plazma denilmez.
Plazma Halinin Özellikleri • Çok iyi bilinen iletkendir. Bu plazmayı gaz halinden ayıran en önemli özelliğidir. Bütün maddelerin gaz halleri yalıtkan iken plazma hali elektriği çok iyi iletir. Hatta bu iletkenlik katı hallerden daha iyidirçünkü plazma hali tamamen serbest elektronlara sahiptir. • Diğer önemli bir özelliği yüksüz gibi olmasıdır. Yani artı ve eksi elektrik yüklü parçacıklar birbirinden bağımsız gibi hareket ederken sistemin bütünüyle yüksüz olmasıdır. • Birim hacimdeki partikül yoğunluğu da plazmanın bilinmesi gereken bir özelliğidir. Sıcaklığı yüksek olsa da yoğunluğu düşük bir plazma fazla enerji yaymaz. • Plazmanın en önemli özelliklerinden biri de plazmaya magnetik alan veya elektrik alanıyla etki edebilmesidir. Bu da gerek günlük yaşantımızda gerekse gelecekteki enerji sorununun halledilmesinde önemli bir özelliktir. Plazma üretildiği yönteme korunma biçimine kullanıldığı aşlana yoğunluğuna basıncına sıcaklığına ve kullanıldığı gazın cinsine göre adlandırılabilir. Güneş maddenin plazma halidir ve güneş üzerinde sıcaklık milyon Kelvinlerle ifade edilirken yine birer plazma olan mumun ve kibritin alevi ayrıca endüstriyel uygulamalarda kullanılan plazmanın sıcaklığı oda sıcaklığına kadar düşebilir. Yani yüksek sıcaklık ve düşük sıcaklık olarak ayrılabilir. Plazma Haline Örnekler ve Bu Örneklerde Plazma Halinin Oluşumu - Tüm yıldızlar nebulalar ve yıldızlar arası uzay plazma halindeki maddeden oluşur. - Güneş dev bir plazma küresidir. - Yıldırım ve Şimşeğin aktığı yol boyunca nötral atom ve moleküller uyarılmış atom ve moleküllerpozitif iyonlar elektronlar ve fotonlardan oluşan çok sıcak bir gaz çorbası haline gelir. Bu hal plazma halidir. - Kibritin alevi mumun alevi v.s. düşük sıcaklıktaki plazma halidir. - Düşük sıcaklıktaki bu plazma hallerine termik sıkıştırma uygulayarak altın eritecek sıcaklığa bile getirebiliriz.(1066 0C) Plazma Teknolojisi Gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılır. Bu gün bu teknoloji biyolojide kağıt endüstrisinde uzay endüstrisinde elmas yapımında yarıiletken teknolojisinde elektronik çip yapımında iletişim teknolojisindekaplama teknolojisinde ve kristal büyültmede radar ve füzyon araştırmalarında denenmekte yada kullanılmaktadır. Enerji Sorunun Çözümünde Plazma Dünyanın şu anda içinde bulunduğu ve gelecek yıllarda giderek büyüyecek enerji krizine karşı uzmanların önerileri yeni milenyumun ilk birkaç 10 yılı içinde devreye girmesi beklenen nükleer füzyon enerjisi üzerinde yoğunluk kazanmış durumda. Çevre radyoaktif kirlilik bakımından temizyakıt bolluğu nedeni ile de tükenmez bir enerji türü olan füzyon enerjisinin olabildiğince kısa zamanda devreye sokulması amaçlanıyor. Nükleer füzyon reaktörü için birkaç tip aday üzerinde durulmakta.Bunların içinde şu ana kadar en fazla aşama kaydedilen ve sorunlarının çözümüne en fazla yaklaşılan tip tokamak adı
verilen düzeneklerdir. Tokamakların çalışma esası plazmanın korunmasıdır. Burada plazmanın en önemli özekliklerinden biri olan plazmaya magnetik alna veya elektrik alanı ile etki edilebilmesi özelliğinden yararlanılmaktadır. Bu etki termik sıkıştırmada olduğu gibi tüm çevresinden yapılarak plazmanın kesitini küçültmekle mümkündür. Böylece plazmanın sıcaklığı arttırılmış olur. Tokamak düzeneklerinde plazma halinde H He ve B gibi hafif elementlerden oluşmuş yakıtlar yuvarlak pasta kalıbı yada geometrideki adı ile torus biçimindeki bir kap içinde bir transformatörün tek sarımlı kısmı ikinci sargısı aracılığı ile korunuyor. Transformatörün tora paralel birinci sargısı ile birlikte hem plazma akımı oluşturuluyor hem de oluşan plazma dirençsel şekilde ısıtılıyor.Plazma içindeki hafif çekirdeklerin birleşerek daha ağır çekirdekler oluşturması ve bu yolla enerji açığa çıkarılması için plazmanın çok yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılması ve soğumaması için duvardan yalıtılıp uzun süre sıcak halde kalması ve böylece nükleer füzyon reaksiyonlarının kesintisiz bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekiyor.Bu yola şuana kadar 250 milyon Kelvinlik sıcaklığa erişilmiştir. Ancak bu reaktörlerde yeterli parçacık yoğunluğuna ulaşılamadığından şu ana kadar hidrojeni helyuma çevirmek mümkün olmamıştır.

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 09.12.10, 22:43 #2 (Konu Linki)
Site Kurucusu

uzman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: uzman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 05.12.08
Nerden: Akdeniz Bölgesinden
Meslek: Eğitim-Öğretim
Konular: 36092
Mesajlar: 37.049
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 485
Teşekkür Almış: 1.989
Hobim: Öğrenmek ve Öğretmek
Standart Cevap: fizik çalışma kağıdı bakmadan geçmeee .... Cevap: fizik çalışma kağıdı    bakmadan geçmeee ....

paylaşım için teşekkür ederiz, sağolun

__________________
Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir, Lütfen Üye Olunuz (Only Registered Users Can See Links) (Tıkla ve Ücretsiz Üye Ol-Kayıt Ol-Register)
Eser Sahiplerine : Sitemizdeki Tüm Konular, İnternet Kaynaklarından Derlenmiştir. Sitemizde, Size Ait Olduğuna İnandığınız Paylaşılmış Bir Konu Varsa ve Siz de Paylaşımın Siteden Kaldırılmasını ya da Değiştirilmesini İstiyorsanız; Bir Üyelik Alıp Bize Özel Mesaj Göndermek Yoluyla ya da derskaynak.com@gmail.com Mail Adresine Mail Göndermek Yoluyla ya da Sitenin Altında Yer Alan İletişim Kısmına Tıklayıp Bize Haber Vermek Suretiyle veya Üstteki Ziyaretçi Defteri Kısmına Yazmak Suretiyle Paylaşılmış Konu Hakkındaki İsteğinizi Bildirin, Biz de En Kısa Sürede İsteğinizi Yerine Getirelim ! Bilmeden, Farkında Olmadan Sizleri Kırdıysak, Üzdüysek Affola ! Herkese Selamlar...
Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 15.12.10, 17:05 #3 (Konu Linki)
Üye

leader - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: leader isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 08.12.10
Konular: 22
Mesajlar: 51
Teşekkür Etmiş: 2
Teşekkür Almış: 7
Standart Cevap: fizik çalışma kağıdı bakmadan geçmeee .... Cevap: fizik çalışma kağıdı    bakmadan geçmeee ....

biş depğil

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bakmadan, calisma, fizik, gecmeee, kagidi

Seçenekler
Stil



Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu site en iyi 1024'e 768 ekran çözünürlüğünde izlenmektedir.Ekran Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
İletişim Adresileri : Bize "derskaynak.com@gmail.com" a mail göndererek veya üye olup "Özel Mesaj" göndererek ya da üstteki "İletişim" bölümüne tıklayarak kolayca ulaşabilirsiniz.
YASAL UYARI : Sitemizdeki paylaşımların çoğu internet kaynaklarından derlenmiştir. Amacımız öğrencilere ve kaynak ihtiyacı olanlara yardımcı olmaktır. Ayrıca sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı da amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “Yer Sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre sitemizdeki üyeler yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri "derskaynak.com@gmail.com" isimli iletişim mail adresimize haber vermeleri durumunda "İhlal Olduğu" düşünülen içerikler, sitemizden hemen kaldırılacaktır. Anlayışınıza sığınır saygılar sunarız...
Twitter