Değerli Ziyaretçimiz ! Tüm Derslerle İlgili Konu Anlatımlarını, Ders Notlarını, Yazılıları, Testleri, Slaytları, Sunumları, Videoları ve Her Türdeki Dökümanı Sizlere Ücretsiz Olarak Sunmaktayız.Bu Kaynaklardan Sorunsuzca,Özgürce Yararlanabilmek İçin {BURAYA TIKLAYARAK ÜYE} Olmanız Gerekmektedir! Üye Olmadan da Bize Kolayca Ulaşıp Mesaj Yollayabilirsiniz {TIKLAYINIZ}    
DersKaynak.Com / Tüm Derslerde Tam Destek !  

Anasayfa Kimler Online Yeni Mesajlar Konularım Bugünkü Mesajlar Site Map
Geri git   DersKaynak.Com / Tüm Derslerde Tam Destek ! > Sanat - Edebiyat > Biyografiler,Özgeçmişler
Facebook Facebook

Yeni Konu aç  Cevapla
Seçenekler Stil
Okunmamış 20.02.12, 21:14 #11 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Standart Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Hakkı Bulut Biyografisi,Hakkı Bulut Hayatı

Hakkı Bulut (D. 3 Şubat 1945, Tunceli), ses sanatçısı ve besteci.

Biyografisi:
İlkokul 5’e kadar doğduğu köyde, ortaokul 1. sınıfı Tunceli, ortaokul 2. sınıfı Mazgirt daha sonra Adana’ya göçtü ve ortaokul 3. sınıfı Ceyhan’da bitirdi. Adana Erkek Lisesi mezunu daha sonra dışardan Adana Öğretmen Okulunu bitirdi.

Öğretmenliğe başladığı bu yıllarda babasının saz çalmasının etkisi ve müziğe küçük yaşta olan ilgisi sebebiyle müzikle de uğraştı. 1969 yılında Adana’da yapılan Altın Ses müsabakasında 1. olarak ilk plak çalışmasına başladı. İlk beste ve güftesi olan “leylası var mecnunu var” isimli eserini okudu.

Bu eseri 2 yıl sonra müsaade vererek birçok sanatçının seslendirmesine olanak tanıdı.(örneğin: Tülay Özer, Kamuran Akkor)

Sanatçı bu yıllarda yaptığı başta Ben Buyum, Falcı, Ben Köylüyüm, Dokunmayın Dünyama gibi eserlerle bugünkü arabesk müziğinin ilk temellerini 1969 yıllarında atanlardan biri olarak bu güne kadar 47 kaset, 660 eser, 6 Altın Plak, 1 Altın CD, Ben Tövbemi Geri Aldım, Son Mektup isimli Long Play çalışması ile Altın Long Play ödülünü aldı.

1988 yıllarında ise arabesk arabesk müzikteki bazı olumsuzlukları eleştirenler, Kültür Bakanlığınca ve ülkede yarattığı olumlu olumsuzlukları incelenmek amacı ile Kültür Bakanlığının tertiplediği kongrede konuşmacı olarak bulunan Hakkı Bulut’tan arabesk bir parça (örnek olması amacı ile) istendi. Sanatçı “Seven Kıskanır” isimli şarkısını bakanlığa sundu. Büyük beğeni ve ilgi gören bu eserle ilk kez TRT’nin kapıları resmi olarak Hakkı Bulut’a açıldı. Bu şarkı TRT ekranlarında halka ve A.K.M.’ de (Atatürk Kültür Merkezi) basına sunuldu.

Bütün beste ve güfteleri kendisine ait olan sanatçı 10 sinema filminde de oynamıştır.

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.02.12, 21:15 #12 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Standart Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Hüseyin Altın Biyografisi-Hüseyin Altın Hayatı-Hüseyin Altın Kimdir?
Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir, Lütfen Üye Olunuz (Only Registered Users Can See Links) (Tıkla ve Ücretsiz Üye Ol-Kayıt Ol-Register)

Hüseyin Altın dünyada eşine ender rastlanacak bir ses rengine, müthiş şarkılara ve gerçekten usta bir yorum yeteneğine sahip olan bir sanatçıdır. Erzurum’ludur Türkiye’nin ilk çocuk şarkıcısıdır. Hayatı da, eserleri gibi tam anlamıyla arabesktir. Eğer hayatı senaryolaştırılsa, ''bu kadar da abartılmaz ki canım.'' tepkilerinin verilmesi kaçınılmazdır ama ne yazık ki hepsi gerçektir. Hüseyin Altın, 12-13 yaşlarındayken, hem okumakta, hem de yazlık parklarda şarkı söylemekteyken keşfedilmiş ilerki yıllarda Hüseyin altın çok değişik bir ses rengi ve gerçek arabesk repertuarıyla halkın sevgisini kazanmış ve 70’li yıllarda arabeskin zirvedeki isimlerinden biri olmuş ,arabesk müzik dinleyicisine yıllarca muazzam albümler hediye ederek halkın gönlündeki yerini perçinlemiştir. Hayatı boyunca şan, şöhret kaygısı taşımadan efendiliği, ahlakı ve sanatçı kişiliği ile gündeme gelerek örnek bir görüntü sergilemiştir.

Hüseyin Altın’ın yıllar boyu geçirdiği felaketler ve yaşadığı sorunlar sonrası hiç bir maddi birikimi yoktur bunlara rağmen Hüseyin Altın, hayatın tüm acımasızlığı omuzlarına binmiş bir anadolu delikanlısı olarak hayatına devam etmeye çalışmaktadır. Bahtı Karalı adlı 1 adet filmi bulunan sanatçının plak ve albüm çalışmaları şu şekildedir;

Plakları:

1976-A Yüzü -Deli Gibi Sevdim B Yüzü - Ayıp Vallahi Ayıp
Evren Plak No:107

1976-A Yüzü -Aaşkın Bende Kalbim Sende B Yüzü -Gönül Masalı
Evren Plak No:115

1976-A Yüzü -Beterin Beteri Var B Yüzü -Sattın Beni Bu Dünyaya
Evren Plak No:120

1976-A Yüzü-Bu Ne Acaip Dünya - B Yüzü-Bize Yazık Değil Mi
Grafson Plak No:3814

1976-A Yüzü-İçiyorsam Sebebi Var - B yüzü Of (Ne Kadar Kaçsanda Kurtulamazsın)
Grafson Plak No:3816

1977-A Yüzü- Bizi Sarhoş Görüyorlar - B yüzü Çileler
Grafson Plak No:3817

1977-A Yüzü- Zavallıyım - B yüzü İsyan Neye Yarar
Grafson Plak No:3818

1978-A Yüzü- Bıktım Artık Yaşamaktan - B yüzü Meçhul Sevgili
Grafson Plak No:3820

1979-A Yüzü- Anlatayım Derdimi - B yüzü Sevenler Günahsızdır
Grafson Plak No:3821

Albümleri:

1976- Tatlı Azap
1977- Gel de İçme
1978- Divane
1979- Sabahsız Geceler
1980- Gurbet Yolu
1981- Sorma Arkadaşım
1981- Dert Durağı
1982- Bahtı Karalı
1983- Zamanında
1984- Gecelerin Adamı
1985- Zoruma Gidiyor
1986- Hasret Akşamları
1987- Bahar Yeli
1988- Dargınım
1989- Cennetim Sensin
1989- Sevda Durağım
1990- Çarem Sensin
1991- Hazan Kuşları - Mutsuzum
1992- Dört Duvar Arasında
1992- Gecenin Bir Yarısı – İsyanları Oynuyorum

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.02.12, 21:16 #13 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Standart Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Kamuran Akkor Biyografisi,Kamuran Akkor Hayatı,Kamuran Akkor Yaşamı,Kamuran Akkor Kimdir?
Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir, Lütfen Üye Olunuz (Only Registered Users Can See Links) (Tıkla ve Ücretsiz Üye Ol-Kayıt Ol-Register)


60 ortalarında, “Gönül Akkor’ın kız kardeşi” olarak basının ilgisini üzerine çekmiş olan Kamuran Akkor’un yükselişi, 1967 yılında Vasfi Uçaroğlu tarafından Berkant’ın yanına solist olarak seçilmesiyle başlar. Bir süre sonra hayatlarını da birleştirecek olan Akkor-Uçaroğlu ikilisi, (Berkant’ın “Samanyolu” ile en tepeye kurulmuş olması nedeniyle de) onlarca gazino çalışması yaptı ve bu çalışmalar Akkor’un ilk plağının büyük bir heyecanla beklenmesine sebep oldu. Tıpkı Berkant gibi, Kamuran Akkor’u da kanatları altına alan ünlü söz yazarı Sezen Cumhur Önal, Akkor’un ilk plağı için Enrico Macias’dan bir şarkı seçer ve şarkıyı “Aşk Eski Bir Yalan” haline getirir.

1968 yılında yayınlanan bu ilk plağın büyük bir ilgi görmesi üzerine, Akkor-Önal ikilisi, tamamını Sahibinin Sesi’nin yayınladığı epeyce 45′lik yapar. Bu plakların (”Kime Niyet Kime Kısmet” ve “Seni Beklerim Öptüğün Yerde” gibi) bir bölümü, “Aşk Eski Bir Yalan” ile başlamış tırmanışın devamını sağlar ve Akkor’un yerini sağlamlaştırır. Ama asıl fırtına, bir yıl sonra sonbaharda kopacaktır. Bu sıralarda, Akkor’un “Reyhan” 45′liği yayınlanır ve bu şarkı Akkor’un sesinden bütün memleketi dolaşır. Akkor’a bütün kapıları açacak olan “Reyhan”, şarkıcıya baş ağrısı da getirecektir ama. Sezen Cumhur Önal, Akkor ile anlaşması olduğunu söyleyerek, bu anonim ezgiyi plak yapan Akkor ile çalışmasını askıya alır.

İşin bundan sonrası ne Önal’a ne de Akkor’a yarar sağlar. Kısa bir kararsızlık döneminden sonra her iki isim de birbirine sırtını döner ve işe kaldıklerı yerden devam etmek isterler ama bu ayrılık her ikisine de uğur getirmez. Akkor, Sezen Cumhur Önal’ın yerine, ilk elde en yakın rakibi Fecri Ebcioğlu’nu ikame etmeye karar verir. “Kalbim Seninle Dolu” ve “Aşka Paydos” gibi Ebcioğlu şarkılarından sonra Akkor, plak yapmak için Orhan Gencebay şarkıları seçer kendisine. Bu kararın hemen ardından Sahibinin Sesi piyasadan çekilme kararını verir ve Akkor, bir anda kendisini (ortakları arasında Orhan Gencebay’ın da olduğu) İstanbul Plak çatısı altında bulur. Bu yeni dönemi “Bir Teselli Ver” gibi çok satan bir plak ile açan şarkıcı, biraz farklılaşmak, biraz zamana uymak üzere girdiği bu yoldan bir daha çıkamaz ve zamanla pop yapmayı unutarak kendini tamamen arabesk ezgilere kaptırır. Zaten zaman da değişmiş ve çoğunluğun talep ettiği müzik başka bir müzik olmuştu. Bu nedenle, (hemen “Reyhan” sonrası bile Suat Sayın şarkıları seslendirmiş olan) Kamuran Akkor’un kararı, o dönem için hiçbir risk taşımaz. Ama şarkıcı, işin sonrasında bambaşka tehlikelere göğüs germek durumunda kalır. 12 Eylül günlerinin nihayete ermesi üzerine başlayan pop müziğine talepten Kamuran Akkor en ufak bir pay kapamaz. Akkor, artık bir pop şarkıcısı olarak kabul görmemektedir.

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.02.12, 21:16 #14 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Standart Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Kibariye Hayatı ( Biyografisi )



Manisa’nın Akhisar ilçesinden İzmir sahnelerine oradan İstanbul’a ve derken tüm Türkiye’ye mal olmuş bir ses bir yorumcu. 1980‘lerde İzmir sahnelerinde çalışan Kibariye o yıllarda İzmir fuarına gelen tüm sanatçıların dikkatini çeker. Bunlar arasında Muzaffer Özpınar’da vardır. Ünlü bestekar sanatçıyı o zamanlar İstanbul’da Stardust gazinosunu çalıştıran Turgut Akyüz’e anlatır. Rahmetli Turgut Akyüz Kibariye’yi dinlemek ister. İzmir’den İstanbul’a gelen Kibariye’nin kaderi de böylece değişmeye başlamış olur. Gazinocu Turgut Akyüz tarafından çok beğenilen Kibariye Stardust gazinosunda sahne almaya başlar.

Kibariye çok kısa sürede gerek sesi, gerekse yorum her şeyden önemlisi de doğallığıyla tüm meydanın dikkatini çeker. Böylece bir teklif yılbaşı gecesi (1980) TRT Televizyonundan gelir. Kibariye’nin yaşözürını birden bire değiştiren yeni hayat başlamış olur. Kibariye Kimbilir adlı parça ile çıkış yakalar ve 1980’lerden 1990’lara 21. Kaset yapmasını sağlar. Halkın Kibariye’ye gösterdiği yoğun ilgi çeşitli gazinolarda gece klüplerinde Anadolu ve Avrupa turnelerinde çalışması sağlar. Bu çıkış Özel TV kanallarının da ilgisini çeker. İlk show Darısı Başınıza isimli evlendirmeyi konu alan eğlence programı ile Kanal 6 ile başlar, daha sonra "Eğlen Coş İşte Kiboş" ismi ile ATV’de devam eder daha sonra İnter Star’da Kibariye Show ile ve de son olarak TGRT’de yapılan program ile sona erer. Kibariye’nin bugüne kadar çalışmış olduğu şirketler Atlas Plak-Sembol. Sırasıyla Bayşu Plak-Makro Müzik-Banko...

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.02.12, 21:17 #15 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Standart Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Latif Doğan

29 Nisan 1967 yılında Adıyaman’ın Besni ilçesinde doğdum.Dört erkek,bir kız toplam beş kardeşiz,en büyükleri benim.9 yaşımdayken 1977 yılında babamı trafik kazasında kaybettim.Bu üzücü olaydan sonra okulu bırakıp ailenin en büyük çocuğu olarak çalışmaya başladım. Dokumacılık,taksicilik,pazarlamacılık,araba tamirciliği gibi birçok iş yaptım. Müziğe başlamam 11 yaşımda Mustafa Yasav’ın (kör Mustafa) yanında bir düğünde darbukayla oldu.O günden bu güne tam 25 yıldır müzikle iç içeyim. Zaten şu anki yorumlarımda ve üslubumda rahmetli Kör Mustafa’nın izleri vardır. 1987 yılında evlenip aynı yıl askere gittim.1988 yılında ilk çocuğum Seydi Vakkas dünyaya geldi
Bu arada hayatımı kurduğum müzik gurubuyla düğün yaparak sağlıyordum.Kendi bölgemde sayısız düğün yaparak adımı duyurmaya başladım.Kazandığım parayla Besni’de Doğan FM adlı bir radyo istasyonu ve bir kaset dükkanı açtım.Bunları yaparken amacım para kazanmak değil kendi parçalarımı radyoda çalarak ve kasetlerimi satarak adımı duyurmaktı.Nitekim belli bir süre sonra amacıma ulaşmıştım.Artık başta Adana olmak üzere Gaziantep ve Mersin’de sahne almaya başlamıştım.
Adımın duyulması ile bölgesel televizyonlara konuk sanatçı olarak çağrılmaya başlamıştım.Bu programlarda gösterdiğim performans dikkat çekmiş olacak ki 1995 yılında Gaziantep Olay TV’den program yapmam için teklif geldi.1995-1998 yılları arasında 4 yıl boyunca bir şov programı yaptım.Orda edindiğim tecrübe beklide Küstüm Şov’da nasıl başarılı olduğumun da cevabıdır.
Aynı yıllarda Mersin Yemişkumu’nda restoran alarak işletmeciliğe başladım.Öte yandan sahne çalışmalarımda devam etmekteydi. 2000 yılında ilk ulusal kasetim olan ‘Oyun Havası’ piyasaya çıktı.Bu tarzda bir kaset için çok ciddi bir satış rakamına ulaştı.
2001 yılında deprem nedeniyle müzik yasağı gelince işyerimi kapattım.Bu süreç kazandığım her şeyi kaybettiğim bir sürecinde başlangıcıydı.Maddi imkansızlıklar ve moral çöküntüsü içinde ‘Kurtulam Gitsin’i yazdım.Geçirdiğim kötü günlerin isyanı haykırışı olmuştu bu eser. Kurtulam Gitsin albümü piyasaya çıktığında Anadolu’da yer yerinden oynadı diyebilirim. Artık Anadolu beni bağrına basmıştı.Bu albümdeki 3 parçaya klip çekilmesi ve ulusal Tv’ler de yayınlanması ,adımın daha geniş kitlelerce bilinmesine neden oldu.
Nihayet Haziran 2003’te ‘Küstüm’ adlı albümüm çıktığında artık ben Türkiye’ye mal olmuş bir sanatçıydım.Küstüm’ün piyasaya çıkmasından 3 ay sonra İstanbul’a taşındım.Aralık 2003’te Kanal 7’de Küstüm Şov’u yapmaya başladım.
Ocak 2004’te Müyap’ın 2003 yılının en çok satan albüm ödülünü aldım. Ocak 2005’te ise Radyo,Televizyon gazetecileri Derneği 2004 yılını en iyi şov programı ödülünü Küstüm Şov’dan dolayı aldım. İnşallah sizlerin sevgisine layık işler yapmaya devam edeceğim.


Televizyonunda Bülent Serttaş’ın, Çayda Çıra programına konuk olan sanatçımız Latif DOĞAN, Adıyaman Besni’nin, süperstarlara kaset satışlarında fark atan yeni parlayan yıldızı. Çıktığından beri 320 bin satan Küstüm’le zirveye yerleşen Doğan’ın hayranları şarkıcıya ilgilerini şöyle açıklıyorlar: "Bizim dertlerimizi anlatan şarkılarla meşhur olanlar artık pop-arabesk okuyorlar. Para bulunca bozuldular. Latif Doğan bizim gibi. Biz hâlâ hayata küskünüz. Latif de şarkısında ’Küstüm’ diyor."
Araştırmalar, bir başka gerçeği daha ortaya seriyor. Müzik piyasasındaki canlılık, hareketlilik ve renklilik gözleri kamaştırıp kulakları doldursa da Anadolu, kendisini terk etmeyen ’yöresel’ sanatçıları da ilgi ve sevgisinden mahrum bırakmıyor. Anadolu’nun değişik yörelerinde yaptıkları müzikle öne çıkan isimler, ülkedeki dinleyici kitlesinin çoğunluğuna tanıdık gelmiyor. Ama yine de kasetleri yüz binler satıyor! Ulusal değilse de yerel radyoların en çok istek alan, yerel televizyonların en çok izlenen isimlerinin başında onlar geliyor.


Adıyamanlı arabesk şarkıcısı ’Latif Doğan’, bunların en başta gelenlerinden biri. Adıyaman-Adana hattında oldukça popüler bir isim olan Doğan, son kasedi Küstüm’le en çok dinlenenler listesinde Yıldız Tilbe, Sezen Aksu, Davut Güloğlu ve İbrahim Tatlıses’in üstünde ’bir numara’ydı.
Çıktığından beri 320 bin satan Küstüm’le zirveye yerleşen Doğan’ın hayranları şarkıcıya ilgilerini şöyle açıklıyorlar: "Bizim dertlerimizi anlatan şarkılarla meşhur olanlar artık pop-arabesk okuyorlar. Para bulunca bozuldular. Latif Doğan bizim gibi. Biz hâlâ hayata küskünüz. Latif de şarkısında ’Küstüm’ diyor."
Öte yandan Doğan, yakınlarda ulusal kanallarda da görünmeye başladı ve artık ünlendiği bölgenin dışına taşarak tüm Türkiye’ye hitap eden bir isim olma yolunda ilerliyor.


Sıradakiler gelsin!
Belki günümüzün ’Anadolu starları’ da bir gün kendilerine öncülük eden, şimdinin ’Türkiye starları’ gibi İstanbul’un yolunu tutup bağrından çıktıkları Anadolu’ya kulak ve ses vermek yerine, daha ’şen şakrak’ bir hayatın şarkısını söylemeye başlayacaklar. Ama anlaşılan o ki, Anadolu, onların yerine bağrından yeni starlar doğurmakta pek gecikmeyecek.
Zor ve ’acılı’ bir hayatın içinde, onun ’sesi’ olarak sevilen, yükselen ve ’yırtanlar’ değişse de ’o hayat’ aynı kaldıkça, kendisini seslendirecekleri her daim içinden çıkarmaya devam edecek gibi görünüyor.


Küskünler ayini
Latif Doğan’ın geçtiğimiz pazar gecesi Adana Mimar Sinan Açıkhava Tiyatrosu’nda verdiği konser, hem alana toplanan kalabalığın coşkusuyla, hem de bir önceki hafta gerçekleştirilen konserde çıkan olayların yarattığı tedirgin havayı gideren sakinliğiyle dikkat çekiciydi. Geçen haftaki konserde çıkan kavga, yaralanmalara yol açmış, Doğan olayları yatıştırmak için çok gayret sarf etmiş, sahneye dönerek en popüler şarkısı Küstüm’ü defalarca sazsız olarak hayranlarıyla söylemişti. Hem başkalarını hem de kendilerini yaralayan gençler, bazılarının kafasında Doğan için yeni bir ’Müslüm’ mü oluyor sorularını akla getirmişti.
Latif Doğan bu düşünceleri silme yolunda bir konuşmayla başladı programına. Önleyemediği istenmeyen olaylardan dolayı, Adanalılardan özür diledi ve dostça, kardeşçe beraber olma isteğini iletti. Konser, temenniyi haklı çıkarırcasına neşeli bir havada geçti.


Adıyaman’ın gururu
Genelde 15-25 yaş arası gençlerin alandaki çoğunluğu dikkat çekerken, çoluklu çocuklu aileler, yaşlılar, annesinin kucağında veya babasının omuzlarında küçük hayranlar da göze çarpıyordu. Gençler hem kız erkek ayrı, hem de kızlı erkekli bir arada halay çektiler. Ritme kendini kaptırmış halde sallanan türbanlı kızlar da şarkılara şevkle katıldılar.
Aralarına karışıp konuştuğumuz izleyicilerin çoğunluğunun Adıyamanlı olması beklenmedik değil. Adıyaman ilk defa Türkiye çapında ün kazanmaya aday bir ’Doğulu’yu yetiştirmiş olmanın gurur ve heyecanını duymakta. Adeta Doğan’ın yükselişiyle memleketlerinin de ülke bazında yükselip ünleneceğini hissediyor gibi Adıyamanlılar. Zaten konseri de Adıyamanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği düzenlemişti.


Burjuva imparator, halkçı prens
Tabii Latif’ten konuşulduğunda hemen herkes bir karşılaştırma yolunda ’İbo’dan da söz etmeden duramıyor. Şurası bir gerçek ki İbrahim Tatlıses artık bir kült şahsiyet. Pek çok izleyici Latif Doğan’ı İbrahim Tatlıses’le kıyaslarken ’İbo’nun hayranı olduğunu da vurgulamadan edemiyor. Latif’e olan sevgilerini dile getirirken İbo’nun büyüklüğünü tartışmıyorlar. "İbo imparator, Latif’se daha yeni çıktı" diye gerçekçi bir değerlendirmede bulunuyorlar.
Ancak bazı bakımlardan eleştirel olmaktan da kaçınmıyorlar. ’İbo’nun artık kendilerine yüzünden çok sırtını döndüğünü sitemkâr biçimde dile getiriyor kimi. Hatta eleştirisini sosyoekonomik çözümlemeye vardıranlar da var. Bir Doğan hayranı, "İbo artık burjuvalaştı, üst sınıfa hitap ediyor. Eski şarkıları tamam ama yeni şarkıları bize uzak" diyor ve ekliyor: "Biz halk şarkıları istiyoruz; onları da Latif söylüyor." Bununla birlikte, şimdilerde kendilerini sesinde buldukları sanatçıya da ’dost acı söyler’ misali mesaj göndermekten geri durmuyorlar: "Latif bozulmasın, halkın içinde olmaya devam etsin. O da ünlenince yukarıdakilere hitap etmeye başlarsa millet kendisine bir sanatçı her zaman bulur."


İlk ’Küstüm’ diyen, kızıydı
Latif Doğan’ı Adıyaman Adana hattından Türkiye sathına taşıyan ’Küstüm’ adlı şarkının doğuş hikâyesi de hayli ilginç. Doğan, yöresel ilginin ötesine geçme çalışmaları için iki buçuk ay İstanbul’da kaldığında, eşi ve çocuklarını Adıyaman’da bırakmış. Bir gün evi telefonla aradığında daha yeni konuşmaya başlayan kızı, uzun zamandır göremediği babasına, ’Ben sana küstüm’ demiş. Çok etkilenen Doğan’ın kalbinden zihnine açılan yolda ’Küstüm’ün dizeleri ortaya çıkmış.


Küstüm
Senin yüzünden canıma
Damarımdaki kanıma
Kuranıma Kitabıma
Küstüm...


Daha seninle konuşmam
Küstüm Küstüm..
Ne yaparsan yap barışmam
Küstüm Küstüm..
Artık sana hiç karışmam
Küstüm Küstüm.. Küstüm Oy...


Ekmeğimin tuzu olsan
Küstüm Küstüm..
Kaderimde yazı olsan
Küstüm Küstüm..
Padişahın kızı olsan
Küstüm Küstüm.. Küstüm Oy...


Bitsin bu sevdamız bitsin
Nereye giderse gitsin
Konuşursam dilim kopsun
Küstüm...


Küstüm kara gözlerine
Küstüm Küstüm..
Küstüm acı sözlerine
Küstüm Küstüm..
Gölgesine izlerine
Küstüm Küstüm.. Küstüm Oy...


Ekmeğimin tuzu olsan
Küstüm Küstüm..
Kaderimde yazı olsan
Küstüm Küstüm..
Padişahın kızı olsan
Küstüm Küstüm.. Küstüm Oy...


Küstüm kara gözlerine Küstüm
Küstüm acı sözlerine Küstüm
Gölgesine izlerine Küstüm
Daha seninle konuşmam
Ne yaparsan yap barışmam
Artik sana hiç karışmam
Küstüm.. Küstüm.. Küstüm...


YENI SARKILARI CIKTI 2008



1. Zalimey
Söz: Hüseyin Ekinci Müzik: Erkan Korkmaz
2. Bitane
Söz: Şenol Eşref Müzik: Erdal Bige
3. Antepli Gelin
Söz & Müzik: Ahmet Satılmış
4. Ağla Gözüm
Söz & Müzik: Metin Işık
5. Benmi İstedim
Söz & Müzik: Besnili Haydar Öztürk
6. Halimiz
Söz & Müzik: Necati Aydın
7. Geceler
Söz & Müzik: Recep Alemdar
8. Vay Vay
Söz: Metin Aslan Müzik: Ufuk Doğan
9. Sen Çok Tatlısın
Söz & Müzik: İbrahim Dizlek
10. İstanbul Sokakları
Söz & Müzik: Selehattin Sarıkaya
11. Leblebici
Söz & Müzik: Anonim
12. Boz Bulanık Nehir Gibi
Söz & Müzik: Kemal Arapoğlu
13. Geçmiyor Günlerim
Söz & Müzik: Aşık Mahsuni Şerif
14. Sewe
Söz & Müzik: Aziz Küçükkahya

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.02.12, 21:18 #16 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Iccon(5) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Mahsun KIRMIZIGÜL Hayatı ( Biyografisi )

Mahsun Kırmızıgül 26 Mart 1969 yılında doğdu. Çevresinde herkes onu Abdullah diye çagırırken 5 yaşında iken nüfus cüzdanına kavuştu. Cüzdandaki ismi Mahsuna´du. Aslen Bingöllü olan Mahsunun Anne ve babası ayrıldıktan sonra annesi ve kardeşleri ile beraber Diyarbakırda yaşar. İlk ve Orta dereceli okulları bu şehirde tamamlar. Hayli kalabalık bir ailenin ferdi olan Mahsun Kırmızıgül sanatçı olma hayali ile İstanbula gelir. Bu yıllar Mahsun için hayli zor geçer.O yıllarda konservatuara gitme kararı alır.Üniversite sınavını kazandıktan sonra Mahsun burada İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarı' nda müzik öğrenimi alır. 1980 yılında müzik çalışmalarına başlayan sanatçı amatörce 8 albüm yaptı. Profesyonel anlamda ilk albümü "Alem Buysa Kral Sensin" le 1993' te müzik dünyasına bomba gibi düştü ve listelerin zirvesine oturdu. Daha sonraki "Bebeğim" ,"İnsan Hakları" ve "Sevdalıyım Hemşerim" adlı çalışmalarında da aynı başarıyı tekrarladı. 1994' ün ikinci yarısında Prestij Müzik şirketine Hilmi Topaloğlu ve Burhan Aydemir' den sonra üçüncü ortak olarak giren Kırmızıgül, sanatçı kişiliğinin yanı sıra yapımcı olarakta müzik sektörü içindeki yerini aldı. Prestij Müzik, Mahsun Kırmızıgül'le birlikte yüzde 600'lere varan büyük bir atılım göstererek 5 yıl içinde müzik sektöründe zirveye taşındı. Mahsun Kırmızıgül atılımcı, yenilikçi ve çağdaş bir anlayışla Prestij Müzik'i dünya normlarında ülkemiz adına iyi bir noktaya getirdi. Özcan Deniz "Yalan mı", Seda Sayan "Ah Geceler",Ceylan "Ben Anayım", Alişan"Var ya", Ayhan Aşan"Sende mi", Ertuğrul Polat "Gittiğin O Gün", Kibariye "Bir Duygudur Kibariye", Onur "İlk Defa-Babam" gibi çalışmalarda gerek besteleri gerekse müzik yönetmenliği ile bu albümlere imzasını attı. Şirketin bir çok sanatçısına da müzikal anlamda bestelerini verdi. 1998 yılında çıkardığı "Yıkılmadım" adlı albümü ile geçtiğimiz yıllara müzikal anlamda imzasını atan Mahsun Kırmızıgül satis rekorlari kirdi.1999 yılı tam anlamiyla Türkiyede Mahsun yiliydi. . "Yıkılmadım" adlı albümü için cektigi kliplerden bazilari (Belalım, Herşeyim Sensin , Yıkılmadım). Bu albüm şimdiye kadar 2.000.000 adet sattı. Bu rakam yasadışı yollardan yapılan korsan kasetlerle 6 milyonu aşıyor…Basit bir hesapla her albümün beş kişi tarafından dinlendiği gerçeğinden yola çıkılırsa Mahsun Kırmızıgül'ün 30 milyon gibi ciddi bir dinleyici kitlesine ulaştığını görürüz…Sanatçının çıktığı Anadolu turnesinde meydanlara topladığı yüz binler bunun somut bir göstergesidir…Gittiği bütün şehirlerde 7'den 70'e yaşlısı genci herkes onun şarkılarını ezbere biliyor… Mahsun Kırmızıgül 1998 Kral Tv Video Müzik ödüllerinde halkın verdiği oylarla üç ayrı dalda aldığı ödüllerle star olduğunu kanıtladı. Fantezi Müzik dalında "Yılın Sanatçısı" seçilirken milyonlara mal olan " Yıkılmadım" adlı parçası da "Yılın Şarkısı" seçildi…1998'in en çok satan albümü ise yine sanatçının 2 milyona varan "Yıkılmadım" adlı albümü idi. Mahsun Kırmızıgül üç ayrı dalda ödül alarak 1998-1999 yılına damgasını vurdu. Sanatçı ayrıca aynı yıl içinde Türk Halk Müziği dalında Altın Kelebek ödülünü alarak "Yılın Sanatçısı" seçildi…Magazin Gazeteciler Derneğinin geleneksel ödülünde ise yine "Yılın Sanatçısı" seçilerek bir başka rekora daha imzasını attı. Mahsun Kırmızıgül'ün ortağı ve aynı zamanda sanatçısı olduğu Prestij Müzik etiketi ile çıkan albümleri ise şöyle sıralanıyor: "Nilüfer", "Alem Buysa Kral Benim", "12'den Vuracağım", "İnsan Hakları", "Sevdalıyım Hemşerim", "Yıkılmadım". Bu albümler için çekilip gösterime giren klipler ise, "Hemşerim", "Ağlama Sen", "Bebeğim", "Mavi Göz", "Bende Sizdenim", "İnsan Hakları","Alem Buysa Kral Benim", "Herşeyim Sensin", "Belalım", "Taşralı", "Bu Sevda Bitmez", "Sevdalıyım", "Kardeşlik Türküsü","Yıkılmadım". Ve Mahsun Kırmızıgül'ün son albümü 2000 yılının Nisan ayının sonlarına doğru hayranlarıyla buluşan son albümü "Yoruldum". 1984-2001. Aradan geçen 17 yıl ve son 7 yıldaki baş döndürücü yükseliş. Yaklaşık 17 yıl süren bu kavga sonunda , Polisinden jandarmasına, yaşlısından emeklisine, ev kadınına , simitçisine, boyacısına, sosyetesine kadar her kesimden insanın dilinde bir "Mahsun Kırmızıgül ezgisi" dolaşıyorsa ünlü sanatçının bu bitmek bilmeyen enerjisi ve azmi ile verdiği kavgayı göz ardı etmemek gerekiyor...Prestij müzikteki olumsuzluklardan oda payına duşeni aldı.Yapmış oldugu "Yüzyılın türküleri" adlı 31 eserden oluşan halk müzigi albümü yine en çok satanlar arasına girdi ve bu albüm sanatçının prestij müzik icin yaptigi son albüm oldu. Ayrıca Mahsun bu albümden hiçbir ücret almadı. Tam 4 yıl albüm çıkartmadı hiçbir programa çıkmadı ve suskunlugunu 4 yil sonra "SARI SARI" albümüyle bozdu. Bu albüm yilin en çok satan albümü oldu. Bu albümde Kazanci Bedih ve Cem Karaca gibi ustalarla düetler yaptı. Yine ilklerle doluydu bu albüm. Tamda dinlerin tartışıldıgı bir dönemde dinlerin kadeşliginden bahs eden "Bizden degildir" adlı eserine albümünde yer verdi. Bu müthiş şarkısı ile Mahsun birçok sempozyuma katıldı dinlerin kardeşligini dile getirdi. Sanat hayatı boyunca sadece eglendiren bir sanatçı olmadı aynı zamanda haksızlıklara karşı duran aydın bir sanatçıda oldu. Tabii ki tepkisini en iyi yaptıgı yolla müzigiyle dile getirdi(Kardeşlik Türküsü, Önce insanım, İnsan hakları, Ülkem aglar, Bizden degildir) gibi. Şuan başrolde oynadıgı "AŞKA SÜRGÜN" dizisi ile sevenlerinin karşına çıktı...

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.02.12, 21:18 #17 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Standart Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Müslüm Gürses Hayatı ( Biyografisi )

Müslüm Gürses 1953'te, Urfa'da doğdu. Müslüm Akbaş olarak hayata başladı Müslüm Gürses diye devam etti ve ardından Müslüm Baba oldu.

Bir röportajında kendisini şöyle anlatmıştı: "ilkokulu bitirdim. Gerisi yok.Damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu'nda sanatçı oldum." Sahneye ilk kez Adana Aile Çay Bahçesi'nde çıktı Müslüm Gürses. 1968'de plak yapmak için istanbul'a geldi.1969 yılında yaptığı ilk plak bir anda 300 bine ulaştı. Bu satış müzikçiler çarşısı için beklenmedik bir rakam oldu.

Şöhretinin ilk yıllarında ilk plağını yeni doldurduğu ama fanatiklerinin onu daha kahraman yapmadığı bir Anadolu turnesi dönüşü Tarsus Adana yolunda büyük bir kaza geçirdi. Kazanın karanlık anının bitişinden sonra "özür diliyorum senden" "isyankar" "Ben insan Değil miyim" gibi plaklarını çıkarttı ve büyük ilgi gördü. Arabesk müzik piyasası peşine düştü. şarkıları bütün Anadolu'yu sardı. Repertuarındaacı çoğaltan yaralı sevdalar saklayan isyan kahır barındıran şarkılar vardı. Ona göre hayran kitlesinin büyümesi ruhlara tercüman olmasından ileri geliyordu. Bunu, "Yaşanan bir gerçek var. Ben bu gerçekleri söylüyorum. Adamın hoşuna gidiyor. Entel takımı da dinliyor," sözleriyle açıkladı. Sonunda aşık oldu üstelik çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı sinema yıldızı Muhterem Nur'a. Çift, 1985'te evlendi. Muhterem Nur hayatını "Müslüm'den önce, Müslüm'den sonra" diyerek ikiye ayırdı;bana 'sonradan gül' demiş. O benim için bir piyango gibi." dedi. Muhterem Nur ile yaşamına mutluluk getirdi ama o günlerde konserlerinde dünyada bir örneğine daha rastlanmayacak jiletli fanatikler ortaya çıktı.

1980 sonrası dönemde Müslümcüler ayrı bir noktadaydı. Müslüm Gürses bir ikon muamelesi görüyordu. Hala milyonlara göre bir efsane Müslüm Gürses onun sihirini ne sosyologlar ne müzik araştırmacıları ne de psikologlar çözebiliyorlar.

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.02.12, 21:19 #18 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Standart Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Neşe Karaböcek

1947'nin 1 Nisan'ında, İstanbul Yeşilköy'de üç katlı ahşap bir evde doğar Neşe Karaböcek. Aile, ikisi ölen üç kızın ardından bir kız daha doğduğunu görünce biraz burkulur ama ebesi ‘‘Bak, göbeğini uzun kesiyorum, sesi güzel olsun’’ diyerek annesine verir altı kiloluk bebeği. Neyse dördüncü doğumdan sonra bir erkek çocuğa sahip olur anne ve babası ve iki kız çocuğa daha...


Eh neredeyse bir ermiş olduğu, sesin güzel hatta soprano olduğu çok geçmeden ortaya çıkar; cumbada oturup sokağa bakarak ve elindeki çorba kaşığıyla tempo tutarak ‘‘Çile Bülbülüm Çile’’, ‘‘Fincanı Taştan Oyarlar’’, ‘‘Limon Ektim Taşa...’’ gibi şarkıları döktüren, henüz 2,5 yaşında bir kızdır.


Babasının Devlet Demiryolları'ndaki görevi nedeniyle Ankara'ya taşınmalarının ardından, komşuların da zorlamasıyla, Ankara Radyosu'nda çocuk korosunu yöneten Ayşe Abla'ya götürür annesi. Ama Ayşe Abla elinde kaşıkla kocaman kocaman şarkılar söyleyip, kocaman kocaman şarkıcılara taş çıkaran küçük Neşecan Göktürk'ü ne yapsın; o çocuk şarkıları söyleyen çocuklarla çalışmaktadır! Fakat anne dayatınca, konservatuvara götürmesi için bir kart yazar.


Neşecan birkaç gün sonra, büyük bir salonun ortasındaki kuyruklu piyanonun önündedir. Nazım Ülgen ‘‘çocuk’’u görünce uzun bir ‘‘Aaaaa’’ çeker; beklediğinden çok küçüktür çünkü. Neyse, elinde kaşığı ve boyu piyano tuşlarının hizasında olmak üzere, bir ‘‘Çile Bülbülüm’’ çeker Neşecan. Nazım bey ayağa fırlar:


- Hanım hanım bu çocuk ne böyle? Cüce mi yoksa?


- Beyefendi kendinize gelin! Görmüyor musunuz küçücük çocuk.


- Afedersiniz birden şok oldum. Ne bileyim, hiç böyle şey görmedim.


İLK ROLÜ 3,5 YAŞINDA


O sıralarda Ankara Devlet Tiyatrosu Küçük Tiyatro Bölümü kurulur. Muhsin Ertuğrul'un talimatıyla gazetelere ilan verilerek, tiyatroya alınacak yetenekli küçükler aranır. Neşecan yine büyük bir salonda, Muhsin Ertuğrul'un karşısındadır şimdi. O da şaşırır duyduklarına ve gördüklerine. Ama bir sorun vardır: ‘‘Daha ilkokula gitmiyor, okuma yazması yok. Oyunu nasıl ezberler...’’ Yine de imtihanı kazanır; üstelik tiyatro, şan ve bale bölümlerine kabul edilir. İlk rolü ‘‘şarkı söyleyen bir kuş’’tur, yaşı 3,5'ken alır bu rolü. Sonra Mümtaz Zeki Taşkın'ın yazdığı iki oyunda başrol oynar: Yıldız Ece ve Kara Böcek. Mümtaz Bey'in hep ‘‘Böcek’’ diye sevdiği ve bu nedenle de adına bu oyunu yazdığı Neşecan, sonraları hep Neşe Karaböcek olarak anılacaktır. Diğer oyunlardan kat kat fazla oynanan Kara Böcek, Neşecan'ın o küçücük haliyle Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile de tanışmasına vesile olacaktır.


Daha sonra Devlet Operası'na alınır. Soprano olarak yetiştirilir. Carmen, La Bohem operalarında, Çaykovski'nin Kuğu Gölü'nde yaşını aşan görevler alır. Muhsin Ertuğrul'la Büyükbaba ve Torunu oyununu birlikte oynarlar. Bu arada bir de Halkevi'nde de halk tiyatrosu eğitimi alır. Ve bütün bunlar o henüz ilkokula başlamadan gerçekleşir.


Nihayet ilkokula başlar! Altı yaşında, ikinci sınıftan. Ama aynı zamanda tiyatroda, operada rol alır; bale eğitimine devam eder, bir de üstüne gazinolarda ‘‘solist’’ olur. Yedi yaşındayken, semaverden çay içilip fındık fıstık yenilen Ankara Cebeci Dörtyol Aile Bahçesi'nde sahnede bulur kendini. Ablasıyla birlikte, Karaböcekler olarak türküler söylerler, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses'ten önce! Ama Neşecan tek başına ‘‘Bakmıyor Çeşmi Siyah’’, ‘‘Aheste Çek Kürekleri’’ ve inanmayacaksınız ‘‘Makber’’i icra etmektedir. Bahçe dolar taşar, Ankara çalkalanır. O ise bebeklerle hiç oynamayan, evcilik oynayan kızları ‘‘Allah Allah, yapma şeylerle oynuyorlar’’ diye garipseyen bir çocuktur o zaman.


Eh sonunda bir tercih yapacaktır; ne de olsa yedi yaşına gelmiştir! Tabii ailesinin etkisiyle tercih sahneden yana olur. Operayı bırakır ama, okul, konservatuvar ve sahne devam eder. Bu arada Fahri Kopuz'dan, Türk müziği, nota ve solfej dersleri alır. Bir bakarsınız, plakçılar kapıda. Yedi yaşında ilk plağını da doldurur: Bir Arap şarkısı Alloma ve Tintin Tini Mini Hanım


5 MİLYON SATAN PLAK


Ortaokulu bitirince ablası evlenir ve Neşe Karaböcek tek başına sahnelerdedir artık. Ama o batı, özellikle İspanyol müziğine merak sarmıştır. Ankara Radyosu'nda Flamingo Dans Orkestrası eşliğinde Latin Amerika müziği icra eder. Sonra ‘‘Türk müziğinde daha çağa uygun, çok sesli bir değişiklik yapmak lazım’’ der kendi kendine. Bir şarkı bulur, gerçi kendisinden önce 11 kişi tarafından okunmuştur ama meşhur olmamıştır. O ise aradığını bulmuştur; şarkıyı batı enstrümanlarıyla İspanyol tarzında çaldırır ve okur. ‘‘Artık Sevmeyeceğim’’ ve ‘‘Ağlama Değmez Hayat’’ın olduğu 45'lik, 5 milyon satar! O artık bildiğimiz Neşe Karaböcek'tir. İlk Altın Plak ödülünü o zaman alacak ve sonra bunların sayısını 16'ya çıkarıp, rekoru hálá kimseye kaptırmayacaktır.


Pek çok tarzı dener ve hepsindede başarılı olur. Arabeski çıkaran ve sonra baba Orhan Gencebay'ın karşısında arabeskin annesi olan odur. Ama Klasik Türk Müziği de okumuştur, arabesk de Latin de İspanyol da... Hatta türküler; batı enstrümanlarıyla, ‘‘Pop türkü’’ olarak. Amerika'ya ilk gittiğinde, kimse bilmezken, Türkçe sözlü new age'le döner geri. Hep arar, bir süre sonra kendisi bıkar çünkü. 15-20 yıldır kışları yaşadığı Amerika'da şimdi yine bir ‘‘yeni sound’’ bulmuştur ama buraya gelmesi için biraz erkendir.


Peki bu arada opera? Hálá sever; ama ‘‘bu işlere girince, dönüşü zor olur ya...’’ Yine de ara sıra acaba Opera'ya başvursam mı, diye düşünmeden edemez.


Şimdi eski gazinoların önünden geçtiğinde o şaşaalı günleri hatırlıyor. Eskiden adabıyla oturulup müzik dinlenen masalarda şimdi göbek atılmasını anlayamıyor.


Neşe Karaböcek 13 Ağustos 1974 tarihinde Tevfik Yener ile evlenir. Biri ilk evliliğinden olmak
üzere iki oğlu vardır. (Alper ve Hasan)

16 Altın 45'lik plak, 2 Altın Long Play, 1 Altın Bülbül (5 Adet Altın 45'lik yerine verilmiştir.)
2 Altın Kaset, 1 Altın Heykel, ve çok sayıda dergi, gazete, mecmua adına verilen ödüllerle sanat
dünyasındaki rekorun sahibidir. Ayrıca Bing Crosby'den sonra dünyada en çok altın plak alan 2.
sanatçıdır.

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.02.12, 21:20 #19 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Standart Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Nuri Sesigüzel (1943 - .... )




1943 yılında Birecik-Şanlıurfa'da doğdu. Gerçek adı Nuri Kaçtaş'tır. 13 yaşında çok sevdiği Halk müziğine gönül verdi. 14 yaşında saz çalmaya başladı. 1961'de İstanbul Radyosunun açmış olduğu sınavları kazandı ve Radyo sanatçısı olarak profesyonel sanat hayatına baladı. Plak şirketlerinin ilgisini çekince, 300'ü aşkın plak doldurdu. 1963'te sinemaya başladı. Seks filmleri furyasına kadar çeşitli filmlerde rol aldı.


Filmografisi :

Bir Yiğit Gurbete Gitse 1977
Deli Deli Tepeli 1975
Bahtı Kara Yarim 1975
Başa Gelen Çekilir 1974
Züleyha 1973
Günahımı Çekeceksin 1970
Kaderin Oyunu 1970
Ham Meyva 1970
Bir Aşk Türküsü 1969
Dost Hançeri 1969
Gelin Ayşem 1969
Kendi Düşen Ağlamaz 1969
Mahallenin Namusu 1969
Mezarımı Taştan Oyun 1969
Tütüncü Kız Emine 1969
Vatan Borcu 1969
Gül Ayşe 1969
Kara Sevda 1968
Yayla Kartalı 1968
Kara Yazım 1968
Yaşamak Haram Oldu 1968
Mezarım Mermerden Olsun 1968
Acı Türkü 1967
Garipler Sokağı 1967
Acı Tutku 1967
Aşkınla Divaneyim 1967
Seher Vakti 1966
Kara Tren 1966
Fabrikanın Şoförü 1966
Geceler Yarim Oldu 1966
Kartal Yavrusu Hamido 1966
Burçak Tarlası 1966
Ağlayan Gözler 1965
Fabrikanın Gülü 1964
Kara Yılan 1953

Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20.02.12, 21:21 #20 (Konu Linki)
ŞAİR SALİH AKÇAKOYUN

DeRDeST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 22.03.10
Yaş: 22
Nerden: Kahramanmaraş
Okulu: Kahramanmaraş Lisesi
Sınıf: Mezun
Meslek: İşsiz
Konular: 31375
Mesajlar: 35.252
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 101
Teşekkür Almış: 873
Hobim: Gezmek, Müzik Dinlemek, Araştırma Yapmak, Televizyon İzlemek, Şiir Okumak ve Şiir Yazmak
Standart Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri ) Cevap: Arabesk ŞarkıcıLarının HaYatLarı ( BiyografiLeri )

Orhan Gencebay Hayatı ( Biyografisi )

Orhan Gencebay kimdir, Orhan Gencebay biyografi Orhan Gencebay'ın yaşamında iki doğum tarihi vardır... Birincisi 1944 yılının 4 Ağustos'unda sıcak bir öğle vakti ilk soluk. İkincisi ise müziği kanında, duygularında solukladığı an. Müzik yaşantısına altı yaşlarında babasının "eğlensin" diye aldığı mandolin ve kemanı çalarak başladı. Bunlar daha çok batı aletleriydi. Hocası viyolanistti, çok iyi öğrenim yapmış birisiydi... Kırım Türklerindendi ama Samsun'da berberlik yapıyordu. Küçük Gencebay yetenekliydi, kısa zamanda notayı öğrendi.

Ancak gözü Halk müziğindeydi. Yedi yaşında iken bağlama ile tanıştı. 12 yaşına geldiğinde artık tamburda çalıyordu. Şarkı söylemiyordu ama müziğin felsefesini tanımaya çalışıyordu. Konservatuar sınavlarına girdi, kazandı ve bir süre devam etti. Ancak aradığı ve düşlediği müziği bulamadığı gerekçesiyle ayrıldı. Ardından Ankara Radyosu sınavlarına girdi 20 yaşındaydı. Sınavları iftiharla kazandı, Halk Müziği'ni tercih etmişti.

Müzik aletleri içinde ona bağlama kadar yakın gelen yoktu. Sınavları kazandığı halde usulsüzlük yapıldı diye radyoya girmedi. İki yıl sonra İstanbul Radyosu'nun sınavlarına girdi, onu da iftiharla kazandı, 10 ay TRT'de çalışıp ayrıldı. O sıralar çeşitli arayışlar içindeydi ve bütün sorunda buydu zaten. Var olan müziğin yapısından tatmin olmuyordu. Türk müziğin'de çok iyi malzeme vardı, çok iyi yerlere gelmesi mümkündü. O yıllarda böyle düşünüyordu.

TRT'den ayrıldıktan sonra babasının da işlerinin bozulması üzerine yeniden Samsun'a dönen, ne var ki içindeki müzik tutkusu her geçen gün biraz daha yoğunlaşan Orhan Gencebay çalışmalarını bu kez İstanbul Plakçılar Çarşısın'da yoğunlaştırdı. Söz yazarı, besteci, yorumcu, bağlama sanatçısı olarak zirveye doğru uzanan bir maratona başladı. Sanatçı henüz şarkıcı olarak tanınmadan önce de bir çok bestesiyle şöhret olmuştu. "Sevemedim Kara Gözlüm ", "Koca Dünya", "Sabır Taşı" adlı besteleri, besteci Orhan Gencebay'ın tanınmasına yetmişte artmıştı bile. Hatta "Sevemedim Kar Gözlüm " adlı bestesi rekor kırmış 45 sanatçı tarafından plak yapılmıştı.

Orhan Gencebay ses sanatçısı olarak adını ilk kez "Başa Gelen Çekilirmiş" adlı 45'lik plağı ile duyurdu ve hemen ardından "Derdim Dünyadan Büyük" adlı plağı geldi. 1969 yılında "Bir Teselli Ver"'in satışını katlayarak kırdığı rekor nedeniyle çalıştığı plak şirketş tarafından "Altın Taç" ile ödüllendirildi. 1978 yılında yaptığı "Yarabbim" adlı plağı yurt içinde ve dışında yaptığı satışlarla rekor kırdı.

Orhan Gencebay 1971 yılında İstanbul Plak'a ortak olmuş ve ilk plaklarının büyük çoğunluğu bu firmadan çıkmıştı. Sanatçı daha sonra merhum Yaşar Kekeva ile ortak olarak Kervan Plak şirketini kurdu ve kardeşi Burhan Gencebay ile birlikte çalışmalarını burada sürdürmeye başladı. Yaşar Kekeva Kervan Plak'tan ayrılıp kendi adını verdiği plak şirketini kurunca Kervan Plak Orhan ve Burhan kardeşlerin ortaklığı ile bugünlere geldi.

Orhan Gencebay'ın ilk evliliğini yaptığı Azize Gencebay'dan Altan adını verdiği bir oğlu dünyaya geldi. Daha sonra oğlunun annesinden boşanan sanatçı "Tanrı katında eşimdir" dediği Sevim Emre'yi kendine hayat arkadaşı olarak seçti. 1974 yılından bu yana birlikte olan ünlü çift çeyrek yüzyıla yakın bir zamandır beraberliklerini büyük bir uyum ve mutluluk içinde sürdürüyorlar.

Ünlü sanatçı şimdiye karar 35 tane Yeşilçam filmi çevirdi. Sayısız filme müzik direktörü olarak imza atan Orhan Gencebay'ın kendi firmasından çıkan 25 albümü bulunuyor. 28 yıllık sanat hayatında plak ve kaset olarak 50 milyonu aşkın bir sayı ile erişilmesi güç bir rekoru elinde bulunduruyor.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
arabesk, biyografileri, hayatlari, sarkicilarinin

Seçenekler
Stil



Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu site en iyi 1024'e 768 ekran çözünürlüğünde izlenmektedir.Ekran Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
İletişim Adresileri : Bize "derskaynak.com@gmail.com" a mail göndererek veya üye olup "Özel Mesaj" göndererek ya da üstteki "İletişim" bölümüne tıklayarak kolayca ulaşabilirsiniz.
YASAL UYARI : Sitemizdeki paylaşımların çoğu internet kaynaklarından derlenmiştir. Amacımız öğrencilere ve kaynak ihtiyacı olanlara yardımcı olmaktır. Ayrıca sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı da amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “Yer Sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre sitemizdeki üyeler yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri "derskaynak.com@gmail.com" isimli iletişim mail adresimize haber vermeleri durumunda "İhlal Olduğu" düşünülen içerikler, sitemizden hemen kaldırılacaktır. Anlayışınıza sığınır saygılar sunarız...
Twitter