Değerli Ziyaretçimiz ! Tüm Derslerle İlgili Konu Anlatımlarını, Ders Notlarını, Yazılıları, Testleri, Slaytları, Sunumları, Videoları ve Her Türdeki Dökümanı Sizlere Ücretsiz Olarak Sunmaktayız.Bu Kaynaklardan Sorunsuzca,Özgürce Yararlanabilmek İçin {BURAYA TIKLAYARAK ÜYE} Olmanız Gerekmektedir! Üye Olmadan da Bize Kolayca Ulaşıp Mesaj Yollayabilirsiniz {TIKLAYINIZ}    
DersKaynak.Com / Tüm Derslerde Tam Destek !  

Anasayfa Kimler Online Yeni Mesajlar Konularım Bugünkü Mesajlar Site Map
Geri git   DersKaynak.Com / Tüm Derslerde Tam Destek ! > Ortaokul > Ortaokul Türkçe
Facebook Facebook

Yeni Konu aç  Cevapla
Seçenekler Stil
Okunmamış 18.08.09, 18:47 #1 (Konu Linki)
Site Kurucusu

uzman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: uzman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 05.12.08
Nerden: Akdeniz Bölgesinden
Meslek: Eğitim-Öğretim
Konular: 36092
Mesajlar: 37.049
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 485
Teşekkür Almış: 1.990
Hobim: Öğrenmek ve Öğretmek
Standart Söz Uçar Yazı Kalır sözünün anlamı Söz Uçar Yazı Kalır sözünün anlamı

Söz Uçar Yazı Kalır

Ara başlığımızdaki Latince sözün orijinalini de yazalım:

Verba Volant Scripta Manent.


Söz Uçar Yazı Kalır sözü, yazı için mi bir övgüydü, yoksa söz için mi; ne dersiniz? Okumanızı kolaylaştırmak için buraya bir paragraf sıkıştırmama izin verin: Manastır yazı odalarında (skriptoryum), yazıcıları sessiz olmaya çağıran ilk kural IX. yüzyıldan kalmadır. Yazıcılar o güne dek, kopyaladıkları ya da dikte ettikleri metinleri sesli okuyarak çalışırlardı. Bu işin zorluğunu, VIII. yüzyılda anonim bir yazıcı bakın nasıl anlatmış: “Ne zorlu bir çaba gerektirdiğini kimseler bilemez. Üç parmak yazıyor. İki göz okuyor. Bir dil söylüyor ve tüm beden çalışıyor.” Skriptoryumlara sessiz okuma kuralı getirilince, yazıcılar da aralarındaki iletişimi işaretlerle yapmaya başladılar. Örneğin, yazıcının yeni bir kitaba gereksinimi varsa, olmayan sayfaları çevirir gibi yapar; Mezmurlar kitabı istediğinde Kral Davut’a gönderme olarak ellerini kafasının üzerinde taç biçimine sokardı. Bedenini köpek gibi kaşıması ise putperest dönemden bir kitap istiyorum, anl***** gelirdi. (Bu durum, yazıcıları hiç de memnun etmezdi doğrusu!)

İmdi, günümüzde “yazı”nın kalıcılığını ve gelecek nesillere ulaşabilmesini, “söz”ün ise uçup gitmesini; yani değerinin çok kısa sürede yitirmesini anlatan bu ünlü söz, o dönemlerde tam tersi bir anlam bütünlüğüne sahipti: “Söz”, uçarak meraklısının/öğrenmek isteyenin kulaklarına ulaşır; ama “yazı” olduğu yer olduğu yerde durur!

Matbaa: Buluş ve Gelişim

XV. yüzyıl ortalarında yaşanan bir değişim, hem kitap üretmek için gerekli olan iş saatini azalttı, hem de kitap üretimini artırdı. Ayrıca, okur artık kitabı: Yazıcının özgün ve benzersiz bir el ürünü olarak görmeyecekti. Bu buluş, basımcılıktı elbette. Yaygın kullanımıyla: Matbaacılık.

1440’larda, Mainz Başpiskoposluğu bölgesinden bir genç gravürcü (aynı zamanda, “değerli taş” kesicisidir) , resim basmak için kullanılan tahta kalıplar yerine, tekrar tekrar kullanılabilen matbaa harflerinin kesilmesiyle sürat ve randımanın artırılacağının olanaklı olduğunun ayrımına vardı. Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi bu genç gravürcü, Johannes Genfleisch zur Laden zum Gutenberg den başkası değildi.

Birkaç yıl boyunca, girişimini desteklemek için ödünç paralar alarak çalışan Gutenberg, XX. yüzyıla gelene dek kullanımı sürdürülecek matbaa gereçlerinin tümünü o dönemde yarattı. Gutenberg, 1450 ile 1455 yılları arasında, her sayfasında kırk satır olan bir İncil bastı (tipo olarak basılan ilk kitaptır) . Pek çok okur, bu buluşun yararlarını kısa sürede kavramıştı. Metinlerde eşitlik, sürat, ucuzluk vb. özellikler, kısa sürede Avrupa’nın dört bir yanında matbaaların kurulmasını sağladı: 1465’te İtalya, 1470’te Fransa, 1472’de İspanya, 1475’te Hollanda ve İngiltere, 1489’da da Danimarka. Yeni Dünya’ya ulaşması ise bir hayli zaman aldı: 1533’te Mexico City ve 1638’de Massachusetts.

1500’lerin başında, ünlü İtalyan hümanist Aldus Manutius, klasiklerin kullanım ve taşıma kolaylığına kavuşmadan yapılan eğitim sisteminin zorluğunu anladı; ayrıca, çok sayıda bilimsel kopya üretilmeliydi... Bu düşünceyle yola çıkan Latince ve Yunanca eğitmeni Aldus, Gutenberg’in mesleğini öğrenmeyi kafasına koyduktan kısa bir süre sonra, dersleri için gerekli kitapları basabilmek için Venedik’te bir basımevi kurdu. Yerinde bir düşünceyle matbaasını Venedik’te kurma nedeni açıktı: Zoraki göçmen olmuş Doğulu bilim adamlarından ve Giritli yazıcılardan yararlanmak istiyordu. (Giritli yazıcılar, basımdan önceki düzeltmeleri yapıyorlardı.) 1494 yılında, basın tarihinin en güzel ciltleri çıktı ortaya: Yunaca olarak Sophokles, Aristoteles, Platon, Thukydides; Latince olarak da Vergilius, Horatius, ve Ovidius. Aldus’a göre, bu görkemli yazarlar herkes tarafında kolayca okunabilmeliydiler. Aldus’un evi de yazın klasiklerinin taranıp gözden geçirildiği bir eğitim yuvası gibiydi. Örneğin, ünlü hümanist Rotterdamlı Erasmus’u Venedik’teki evinde misafir ettiğini biliyoruz.

Büyük ciltler, bireysel kitaplıkların çoğalmasıyla hem taşıma hem de saklamak için okurlara zor gelmeye başladı. Aldus, 1501 yılında, tutacağından emin olarak oktavolardan oluşan zarif biçimli küçük kitaplar yayımladı. (Parşömeni bir kez katladığınızda folyo, ikinci kez katladığınızda kuarto ve üçüncü kez katladığınızda da oktavo olur.) Aldus, sayfaları daha iyi değerlendirebilmek için, italik karakteri de üreten kişidir. İtalik’in kalıbı, Bolonyalı harf kesimcisi Francisco Griffo’ya aittir. Griffo, baş harflerin diğer harflerden daha kısa olduğu karakteri de üreten kişidir. İtalik harfler, ilk kez ***nalı Azize Catherine‘in 1500 yılında basılan mektuplarında kullanıldı ve çok beğenildi. Çağcıl İngiliz eleştirmen Sir Francis Meynell’e göre, italik karakter: okurun gözlerini yansıtması yanında, metnin güzelliğini algılama kapasitesini de artırıyordu.


Matbaa ve Biz

Matbaacılığın serüveni elbette burada bitmedi. Bitmedi ama her gelişmeyi de yazamayız elbette. Gelin, dördüncü bölümümüzde bize dönelim ve Osmanlı’ya matbaanın iki yüz elli yıl gibi bir gecikmeyle ulaşabilmesinin nedenleri üzerinde duralım. Böylece, yalnızca matbaanın gecikmesi olgusunu çözümlemekle kalmaz, ülkemizin okumaya ve kitaba bakış açısını da irdelemiş oluruz.


Söz Uçar Yazı Kalır sözü, yazı için mi bir övgüydü, yoksa söz için mi; ne dersiniz? Okumanızı kolaylaştırmak için buraya bir paragraf sıkıştırmama izin verin: Manastır yazı odalarında (skriptoryum), yazıcıları sessiz olmaya çağıran ilk kural IX. yüzyıldan kalmadır. Yazıcılar o güne dek, kopyaladıkları ya da dikte ettikleri metinleri sesli okuyarak çalışırlardı. Bu işin zorluğunu, VIII. yüzyılda anonim bir yazıcı bakın nasıl anlatmış: “Ne zorlu bir çaba gerektirdiğini kimseler bilemez. Üç parmak yazıyor. İki göz okuyor. Bir dil söylüyor ve tüm beden çalışıyor.” Skriptoryumlara sessiz okuma kuralı getirilince, yazıcılar da aralarındaki iletişimi işaretlerle yapmaya başladılar. Örneğin, yazıcının yeni bir kitaba gereksinimi varsa, olmayan sayfaları çevirir gibi yapar; Mezmurlar kitabı istediğinde Kral Davut’a gönderme olarak ellerini kafasının üzerinde taç biçimine sokardı. Bedenini köpek gibi kaşıması ise putperest dönemden bir kitap istiyorum, anl***** gelirdi. (Bu durum, yazıcıları hiç de memnun etmezdi doğrusu!)

İmdi, günümüzde “yazı”nın kalıcılığını ve gelecek nesillere ulaşabilmesini, “söz”ün ise uçup gitmesini; yani değerinin çok kısa sürede yitirmesini anlatan bu ünlü söz, o dönemlerde tam tersi bir anlam bütünlüğüne sahipti: “Söz”, uçarak meraklısının/öğrenmek isteyenin kulaklarına ulaşır; ama “yazı” olduğu yerde durur!

__________________
Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir, Lütfen Üye Olunuz (Only Registered Users Can See Links) (Tıkla ve Ücretsiz Üye Ol-Kayıt Ol-Register)
Eser Sahiplerine : Sitemizdeki Tüm Konular, İnternet Kaynaklarından Derlenmiştir. Sitemizde, Size Ait Olduğuna İnandığınız Paylaşılmış Bir Konu Varsa ve Siz de Paylaşımın Siteden Kaldırılmasını ya da Değiştirilmesini İstiyorsanız; Bir Üyelik Alıp Bize Özel Mesaj Göndermek Yoluyla ya da derskaynak.com@gmail.com Mail Adresine Mail Göndermek Yoluyla ya da Sitenin Altında Yer Alan İletişim Kısmına Tıklayıp Bize Haber Vermek Suretiyle veya Üstteki Ziyaretçi Defteri Kısmına Yazmak Suretiyle Paylaşılmış Konu Hakkındaki İsteğinizi Bildirin, Biz de En Kısa Sürede İsteğinizi Yerine Getirelim ! Bilmeden, Farkında Olmadan Sizleri Kırdıysak, Üzdüysek Affola ! Herkese Selamlar...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
anlami, kalir, söz, sozunun, ucar, yazi

Seçenekler
Stil



Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu site en iyi 1024'e 768 ekran çözünürlüğünde izlenmektedir.Ekran Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
İletişim Adresileri : Bize "derskaynak.com@gmail.com" a mail göndererek veya üye olup "Özel Mesaj" göndererek ya da üstteki "İletişim" bölümüne tıklayarak kolayca ulaşabilirsiniz.
YASAL UYARI : Sitemizdeki paylaşımların çoğu internet kaynaklarından derlenmiştir. Amacımız öğrencilere ve kaynak ihtiyacı olanlara yardımcı olmaktır. Ayrıca sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı da amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “Yer Sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre sitemizdeki üyeler yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri "derskaynak.com@gmail.com" isimli iletişim mail adresimize haber vermeleri durumunda "İhlal Olduğu" düşünülen içerikler, sitemizden hemen kaldırılacaktır. Anlayışınıza sığınır saygılar sunarız...
Twitter