Değerli Ziyaretçimiz ! Tüm Derslerle İlgili Konu Anlatımlarını, Ders Notlarını, Yazılıları, Testleri, Slaytları, Sunumları, Videoları ve Her Türdeki Dökümanı Sizlere Ücretsiz Olarak Sunmaktayız.Bu Kaynaklardan Sorunsuzca,Özgürce Yararlanabilmek İçin {BURAYA TIKLAYARAK ÜYE} Olmanız Gerekmektedir! Üye Olmadan da Bize Kolayca Ulaşıp Mesaj Yollayabilirsiniz {TIKLAYINIZ}    
DersKaynak.Com / Tüm Derslerde Tam Destek !  

Anasayfa Kimler Online Yeni Mesajlar Konularım Bugünkü Mesajlar Site Map
Geri git   DersKaynak.Com / Tüm Derslerde Tam Destek ! > Eğitime Destek > Ödev Paylaşımları
Facebook Facebook

Yeni Konu aç  Cevapla
Seçenekler Stil
Okunmamış 11.01.11, 00:14 #1 (Konu Linki)
Site Kurucusu

uzman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Durumu: uzman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik: 05.12.08
Nerden: Akdeniz Bölgesinden
Meslek: Eğitim-Öğretim
Konular: 36092
Mesajlar: 37.049
Takımı: Galatasaray
Teşekkür Etmiş: 485
Teşekkür Almış: 1.989
Hobim: Öğrenmek ve Öğretmek
Standart Bitkisel Hormon ya da Kimyasal Gübrelerin Bilinçsiz Kullanımı ve Olası Sonuçları Bitkisel Hormon ya da Kimyasal Gübrelerin Bilinçsiz Kullanımı ve Olası Sonuçları

Günümüz medyasında, en çok tartışılan konulardan birisi, hiç kuşkusuz “Aman üzerine hormon ve kimyasal maddeler atılmış yiyeceklerden uzak durun, aksi halde sağlığımız bozulabilir ve baş belası hastalıklara ve özellikle kansere yakalanabilirsiniz” haberidir.

Bu tartışmalar birçok televizyon programlarında karşımıza çıkmakta ve sorunun yanıtı daha çok konu dışı insan ve uzmanlara sorulmakta ve bazen ürkütücü ve yanıltıcı cevaplar alınmaktadır.
Canlı yaşamın, kimyasal maddelerden organik maddelerin oluşması, bu maddelerin etrafı zarla çevrili hücre içinde toplanması ve hayat bulmasıyla başladığı var sayılmaktadır.
İlk canlı hücre oluştuktan sonra, bu hücrenin çoğalmasıyla hem tek hücreli ve hem de çok hücreli yaratıklar ortaya çıkmış ve birbirine benzer ve birbirinden çok farklı hayvan ve bitki toplulukları meydana gelmiştir.
Ama bütün canlıların değişmeyen özel ve temel tek müşterek yanı, hepsinin benzer yapı gösteren “tek hücresi”dir.
İnsanları, diğer canlılardan ayıran özelliklerinden birkaçı, hareket etmesi, düşünmesi, planlama yapması ve yönetmesidir. Bu yüzden hem kendisini ve hem de diğer canlıları etkisi altına almıştır.
Canlı yaşamı, öncelikle sağlıklı bir beslenmeye dayanır. Çünkü beslenme bozukluğu yaşam dengesini bozar, vücut direncini azaltır ve hastalıklara yakalanma riskini artırır.
Her canlı ( bitkilerin büyük kısmı hariç), yaşamı için diğer canlıları besin olarak kullanmak mecburiyetindedir. Böylece bir canlı kendi yaşamı için diğer bir canlının yaşamını tehdit eder.
Sağlıklı olmak, hayatın kalitesini artırır ve uzamasına yol açar. Bu aynı zamanda yaşam sırasında meydana gelecek hastalıklar ve diğer canlıların hücumuna karşı, canlının kendisini korumasına bağlıdır.
Gerek hastalıklara ve gerekse dışardan gelecek saldırılara karşı korunmak, çoğu kez bazı ilaçların, yani kimyasalların kullanılması ile mümkün olur.
Bu yüzdendir ki insan nesli eskiden, az gelişmişlikten ötürü ortalama 40-50 yıl yaşarken, günümüz teknolojisi sayesinde ömür ortalamasını 60-70 yıla çıkmıştır.
İnsan sağlığı ile uğraşan tıp dünyası, hastalığa yakalanan insanları iyileştirmek ve ömrünü uzatmak için onlara çeşitli beslenme programları, organik, sentetik ve kimyasal ilaçlar tavsiye eder.
Demek ki sağlıklı kalmak için, iyi bir beslenme yanında, uzmanlarca uygun görüldüğünde, çeşitli kimyasal ve hormonları kullanmamızda hiçbir sakınca bulunmamaktadır.
Çoğumuz, tıp dünyasının bu kimyasalları kullandırma önerisine sağlığımız için karşı çıkmayız.
Çünkü vücut organları iyi beslense bile, özellikle yaşlanma ile beraber işlevini yapması zorlaşır. Damarlar esnekliğini kaybeder, kanın akışı azalır, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği v.s. ortaya çıkar.
Vücudu besleyen damarlar eskisi gibi, hücrelerin beslenme görevini yerine getiremez, oksijen ihtiyacını karşılayamaz.
İşte bu durumda ilaç kullanımı artık zorunlu hale gelir. Bunun tersi küçük ve genç yaşlarda bile, dışardan gelen çeşitli hastalıklara karşı ilaç kullanılması mecburiyeti karşımıza çıkar.
İnsanlarda olan yukarıdaki durumlar, onların idare ettiği bitki yaşamı için de geçerlidir. Bir bitkinin iyi büyüyüp gelişmesi, öncelikle iyi beslenmesine ve sonra dışardan gelecek hastalık ve zararlılara karşı korunmasına bağlıdır.
Bu yüzden bitkilerin beslenmesinde rol oynayan organik ve özellikle kimyasal gübreler onlara verilir. Hastalık ve zararlılardan korunması için üzerlerine ilaç atılır. İyi ve kaliteli ürün almak için de bitki büyümeyi düzenleyici kimyasal maddeler (eski ve halk arasında bilinen şekli ile HORMONLAR ) uygulanır.
Ama tarımcılar, bu maddeleri bitkilerde kullandıklarında ve ürettikleri bu bitkileri insan beslenmesi için pazara sunduklarında ortaya sorun çıkmaktadır.
Neden bu kimyasallar kullanılıyor ve insan sağlığı tehdit ediliyor. Sorusuna yeniden dönelim. Konuyu insan ve bitki sağlığında kullanılan kimyasal maddeler ve hormon örnekleriyle karşılaştıralım.
Çocuğu olmayan bir aileyi doktor muayene eder ve sebebini araştırır.
* Üremede erkek spermi ile kadın yumurtasının kalitesine, birleşme fonksiyona ve zamanlamasına,
* Üremede erkek ve dişi uyuşmazlığının olup olmadığına ve diğer bazı hususlara bakılır.
Sonra bunlara çözüm aranır. Örneğin, yumurta oluşturamayan bir bayan veya spermleri az veya yeterli güce sahip olmayan bir erkek kimyasal ilaç ve/veya hormon tedavisine alınır.
Kullanılan kimyasal maddeler ve hormonlar belirli zamanlarda ve belirli dozlarda doktor kontrolünde uygulanır. Sonuçta çocuğu olmayan aile büyük bir ihtimalle çocuk sahibi yapılır.
Aynı durumu, bitkileri ele alarak açıklamak istersek, bu konuya ait bazı bilgileri vermemiz gerekmektedir.
İlk insanlar önce çevrelerinde doğal halde yetişen bitkileri toplayıp, yiyerek hayatlarını sürdürmüştür. Buna daha sonra hayvansal yiyecekler katılmıştır.
O dönemlerde çevredeki yiyecekler azaldığında, yiyecek bakımından zengin diğer yerlere göç etmişlerdir. Ancak insan nesli çoğalıp, yerleşik düzene geçme mecburiyeti oluşunca, bulundukları alanlarda üretime başlamışlardır.
Kendi beslenmesi için, toprakta yetiştirdikleri bitkileri toplayıp tüketmişler, bu yetiştirdikleri bitkilerin topraktan aldıkları besin maddelerini hiçbir şekilde toprağa geri vermemişlerdir.
Bu durumda toprak yozlaşmış, bitkilerin verim ve kalitesi düşmüştür. İşte topraktan alınanları toprağa geri vermek için gübreleme yapılması zorunlu olmuştur. Tabiatıyla ortaya çıkan bitki hastalık ve zararlılarına karşı koruyucu tedbir olarak kimyasal ilaçlar da kullanılmıştır.
Günümüze kadar gelen bu tarım şekline biz “klasik tarım (geleneksel tarım)” diyoruz.
Klasik tarımda bitkilere dekar başına verilen su ve gübre miktarı belli bir oranda artırılacak olursa, bitkilerin verim ve kalitesi artar.
Bunun için çoğu yetiştirici bilinçsizce fazla su ve gübre kullanır. Bununla daha kaliteli ve verimi yüksek ürün alacağını ve fazla para kazanacağını zanneder. Bu durum ilaç kullanımı için de geçerlidir.
Önceleri dışarıda, sadece tarlada yetiştiricilik yapılırdı. Bu yüzden bitkiler iklim koşullarına bağlı kalarak üretilir, bu bitkiler ve onlardan alınana ürünler kışlık ve yazlık olarak anılırdı.
Sağlıklı beslenme kuralları ortaya çıktıkça, yazlık ve kışlık sebzelerin yıl boyu tüketilmesi gündeme geldi. Ayrıca devamlı artan nüfusun gereksinmesini karşılamak da mevsim dışı yetiştiriciliği zorunlu hale getirdi.
Mevsim dışı üretim, üretici için daha fazla kazanç demekti. Böylece yıl boyunca dış iklime bağlı kalmadan üretim şekli başladı. Bunun için kapalı alanlar yapıldı.
Sonunda yıl boyu üretim süreklik kazandı. Kapalı alanlarda üretim, önce turfanda yetiştiricilik olarak plastik tüneller altında alçak sistemler şeklinde yürütüldü ve sonra ser yetiştiriciliği, yani yüksek sistemler olarak devam etti.
Kapalı alanlarda üretim yapılması yani mevsim dışı yetiştiricilikte, bitkilerin istemiş olduğu iklim koşullarının sağlanması temel koşuldur.
Yaz aylarında yüksek sıcaklığa karşı soğutma, fazla ışığa karşı gölgeleme, hatta karartma ve yine nem, havalandırma kontrolüne gidilir.
Kış aylarında düşük sıcaklığa karşı kapalı alanlar ısıtılır, az ışığa karşı ışıklandırılır ve diğer iklim koşulları nem ve havalandırma ayarlanması yapılır.
Ama bütün yapılan bu işlemler ve tesisler büyük maliyetler getirir. Bu maliyetleri karşılamak üzere çeşitli çalışmalar yürütülür. Biz bunlardan konumuzla ilgili ikisi üzerinde duracağız.
1. Kapalı alandaki ısıtma ve soğutma masraflarını azaltmak için, düşük veya yüksek sıcaklıkta yetişen bitki tür ve çeşitlerini ıslah etmek. Örneğin domatesler tarlada 25-30oC’de gelişir. Kapalı alanı bu derecelerde ısıtmak oldukça pahalıdır.
Bu yüzden yapılan ıslah çalışmalarıyla kapalı alanlarda yetiştirilmek üzere 15-20oC’de yetişebilen domates çeşitleri ortaya çıkarılmıştır. Tersi kışlık sebzelerin yaz aylarındaki üretimi için, yüksek sıcaklıklara dayanıklı olanlar tercih edilmektedir.
2. Mevsim dışı yetiştiricilik sırasında ortaya çıkacak aksaklıkların giderilmesinde, bitki büyümesini ve verimini kontrol altına alan kimyasal madde, bazı hormonları kullanırız.
Normal koşullarda domates üretimi için istenen en düşük sıcaklığın 25-30oC olduğunu belirtmiştik. Domateslerin büyümesinde en düşük sıcaklık isteği 4-8oC’dir. Bunun altındaki sıcaklıklarda artık büyüme yok denecek kadar azalır. Sıcaklığın 0oC altına düşmesiyle donma olayı başlar ve bitkiler ölür.
Domateslerin gelişmesi yani meyve vermesinde sıcaklık alt sınırı 15oC’dir. 15-10oC arasında organ oluşumu kısmen meydana gelse bile erkek organlarda polen ve dişi organda yumurta oluşumu hemen hemen durma noktasına iner.
Bu dereceler dikkate alındığında Nisan-Ekim ayları arasında bitki büyümesinde ve meyve veriminde bir sorun yoktur. Domateslerin meyve vermesi için her hangi bir hormon uygulaması yapılmaz.
Ancak Kasım-Nisan ayları arasında sıcaklık dereceleri, gerek büyüme ve gerekse meyve verme bakımından istenenin altında kalabilir. Bu durumda üretim yapılan kapalı alanın ısıtılması ve sıcaklığın istenen düzeylere getirilmesi gerekir.
Yapılacak ısıtma masrafları, zaten yüksek olan inşaat maliyetine eklenince, yetiştiricinin zarar etme riski ortaya çıkar. Kar için domates birim fiyatını yükseltmek gerekir. Yüksek satış fiyatı tüketicinin alım gücünü düşürür. İnsan beslenmesi bakımından istenen sonuç elde edilemez.
İşte burada, aynen insanlarda çocuk yapmak için kullanılan hormonlar gibi, bitki hormonları devreye girer. Düşük sıcaklıkta yetiştirilen domateslerde hormon kullanılarak çiçek, çiçeklerde erkek ve dişi organ, organlarda yumurta, polen oluşumu sağlanır.
Döllenmenin meydana gelmesi için bitkiler sallanır, vibratör kullanarak çiçekler sarsılır. Ayrıca kapalı alana konan çeşitli böceklerle polen taşıması ve dölleme yapılması sağlanır.
Böylece domateslerde meyve meydana getirilir. Ancak meyvenin meydana gelmesi, kendi başına bir anlam taşımaz. Çünkü düşük sıcaklıkta oluşan meyvenin irileşmesi, renklenmesi, tat ve aroma maddelerinin istenen düzeye ulaşması gerekir.
Bu sefer bu yönde çalışma yapılır. Bunun için hastalık ve zararlılara karşı ilaç ve beslenme için gübre kullanılır.
Eskiden, tarla domateslerinde dekardan 3-5 ton ürün alınırken, şimdi 10-15 ton, kapalı alanlarda toprakta yetiştiricilikte 15-20 ton, topraksız yetiştiricilikte ve özellikle su kültüründe 20-30 ton ve hatta bazı ülkelerde 40-60 ton ürün alınmaktadır.

__________________
Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir, Lütfen Üye Olunuz (Only Registered Users Can See Links) (Tıkla ve Ücretsiz Üye Ol-Kayıt Ol-Register)
Eser Sahiplerine : Sitemizdeki Tüm Konular, İnternet Kaynaklarından Derlenmiştir. Sitemizde, Size Ait Olduğuna İnandığınız Paylaşılmış Bir Konu Varsa ve Siz de Paylaşımın Siteden Kaldırılmasını ya da Değiştirilmesini İstiyorsanız; Bir Üyelik Alıp Bize Özel Mesaj Göndermek Yoluyla ya da derskaynak.com@gmail.com Mail Adresine Mail Göndermek Yoluyla ya da Sitenin Altında Yer Alan İletişim Kısmına Tıklayıp Bize Haber Vermek Suretiyle veya Üstteki Ziyaretçi Defteri Kısmına Yazmak Suretiyle Paylaşılmış Konu Hakkındaki İsteğinizi Bildirin, Biz de En Kısa Sürede İsteğinizi Yerine Getirelim ! Bilmeden, Farkında Olmadan Sizleri Kırdıysak, Üzdüysek Affola ! Herkese Selamlar...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bilincsiz, bitkisel, gubrelerin, hormon, kimyasal, kullanimi, olasi, sonuclari

Seçenekler
Stil



Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu site en iyi 1024'e 768 ekran çözünürlüğünde izlenmektedir.Ekran Ayarlarınızı Düzenleyiniz.
İletişim Adresileri : Bize "derskaynak.com@gmail.com" a mail göndererek veya üye olup "Özel Mesaj" göndererek ya da üstteki "İletişim" bölümüne tıklayarak kolayca ulaşabilirsiniz.
YASAL UYARI : Sitemizdeki paylaşımların çoğu internet kaynaklarından derlenmiştir. Amacımız öğrencilere ve kaynak ihtiyacı olanlara yardımcı olmaktır. Ayrıca sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı da amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “Yer Sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre sitemizdeki üyeler yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri "derskaynak.com@gmail.com" isimli iletişim mail adresimize haber vermeleri durumunda "İhlal Olduğu" düşünülen içerikler, sitemizden hemen kaldırılacaktır. Anlayışınıza sığınır saygılar sunarız...
Twitter